Başlıktaki düşünce tabi ki doğru değildir ancak ülkemizde öyle bir hukuk vahşeti yaşanıyor ki herkesin kabul edeceği bir düşünce olarak şu söylenebilir; ülkemizde hiçbir mahkeme kararının dürüst/adil olduğu hakkında kesin bir fikir söylenemez.
Buna bir örnek olarak aşağıdaki olayı takip edelim.
Karaman Anı Bisküvi firmasının büyük ortaklarından Nazım BOYNUKALIN’ın damadı Nuri Tolga KÖKSAL, mail yoluyla şahsıma hakaret eder. Kenrisi hakkında suç duyurusunda bulunulur ve iddianame düzenlenir. Tabi ki BOYNUKALIN ailesini bilenler bilir, yüksek mevkilerde tanıdıkları, akrabaları vardır. Araştıranlar bu konuda gerekli bilgileri internette bulabilirler.
Nuri Tolga KÖKSAL hakkında suç duyurusundan sonra mahkeme açılır ve sonuçta kendisi mahkemenin yazdığı aşağıdaki gerekçeyle beraat ettirilir
“Sanık ile müştekinin aynı firmanın başka şubelerinde çalıştıkları, müştekinin sanığa “yazışma şeklini bilmediğini hitabet öğren ve aşağıda sunduğum linklerden bunları öğren” şeklindeki mailine karşılık sanığın iddianamedeki mailleri gönderdiği, söz konusu mailde geçen ifadeler kaba incitici olarak görülse de hakeret kastı ile gönderilmediği, müştekiye cevap niteliğinde olduğu mailde geçen bunu anlayamacak kadar kalın kafalısın ifadesinin yargıtay kararlarına göre hakaret niteliğinde olmadığı, sonrasında kullanılan deyimin de hakaret kastı ile söylenmediği zira dilimize yerleşmiş ve kabul görmüş teşbihte hata olmaz gibi bir sözün de bulunduğu değerlendirildiğinde sanığın hakaret kastı ile haraket etmediği anlaşıldığından beraatine karar verilmiştir.”
Bu gerekçede asıl sorun mahkeme hakaret suçunu oluşturan “… eşek hoşaftan ne anlar deyimi tam sana göre” cümlesi dahi geçmemektedir. Mahkeme hakimi nedense bu cümleyi dahi gerekçesine yazmamıştır. Bahsedilen gerekçeli karar aşağıdadır.
Devamında istinafa gönderdiğimiz dilekçe aşağıdadır.
Sonuçta istinaf mahkemesi kararını verir ve ilk derece mahkemesinin beraat hükmünü bozarak hakaret suçunun oluştuğuna hükmeder. İstinaf kararı şöyledir.
“Vicdani kanının olustugu durusma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içerigine göre, “eşek” sözünün hakaret suçunu olusturduğu tespit edilerek yapılan inceleme … Bozmayı gerektirmis, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf istemleri bu itibarla yerinde görüldügünden, hükmün, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-f maddesi uyarınca BOZULMASINA,”
İstinaf ilamı aşağıdadır.
Sonuçta ilk derece mahkemesine geri gönderilen dosyada ilk kararında beraat hükmü veren hakim tam olarak 4 sene 10 ay sonra sanığa ceza vermek zorunda kalır. Tabi ki ayrıca hükmün açıklanması geri bırakılır. Karar aşağıdadır.
Neticede birilerinin akrabası, partilisi, dostu olmanın bu dosyada pek faydasını göremezler ancak bizim gibi uğraşmayacak veya uğraşamayacak olan kişilerin ülkemizde en önemsiz dosyalarda dahi ne kadar zorluk çekeceği ortadadır. Maalesef ülkemiz bu haldeyken ne hukuka ne de yönetenlere güven kalmamıştır. Akrabasına, parasına veya çevresine güvenerek kibir taslayan, herkesi aşağılayabileceğini zanneden kişilerden ülkemizde bol miktarda bulunmaktadır. Hukuka, adalete ve en önemlisi hâkimlerin verdikleri kararlara bile güvenilmeyen bir ülkede neler olabileceğini, hangi haksızlıkların gerçekleştiğini okurların hayal gücüne bırakıyoruz.
Av. Nihat BAŞ 10/06/2024