14. Hukuk Dairesi         2017/1289 E.  ,  2021/226 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2015 gününde verilen dilekçe ile ehil mirasçılığın tespiti ile mülkiyetin devri talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, 5403 sayılı Yasanın 8/c maddesine dayanan ehil mirasçılık nedeniyle mülkiyetin devri istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davanın davalılarla birlikte murislerinden kalan taşınmazlarda elbirliği halinde malik olduklarını, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 10. maddesinde belirtilen kriterler bakımından davacının geçimini mirasa konu tarım arazilerinden sağladığını, anılan Kanunun 8/b ve 8/c maddesinin 1. fıkrasına uygun olacak şekilde anlaşma sağlanamadığından Kanunun 8/ç maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının ehil mirasçı olarak belirlenmesini ve murislerin terekesinde bulunan taşınmazların tarımsal gelir değeri üzerinden davacı müvekkiline devrini talep ve dava etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili, davacının mahkemenin 2015/276 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını, derdest ortaklığın giderilmesi davası varken bu davanın açılamayacağını, bu nedenle davanın reddini savunmuş, bunun mümkün olmaması halinde müvekkillerinden …’ın ehil mirasçı olduğunu, ehil mirasçılık sıfatı nedeni ile taşınmazların tarımsal gelir değeri üzerinden müvekkili davalı …’a devrini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların ehil mirasçı olarak davacı …’e devrine karar verilmiştir.

Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.

5403 sayılı Kanuna 30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle eklenen 8/c maddesinde, Mirasçılar, terekede bulunan tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazinin mülkiyeti hakkında; a) Bir mirasçıya veya yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerini karşılaması durumunda birden fazla mirasçıya devrini,b) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 373 üncü ve devamı maddelerine göre kuracakları aile malları ortaklığına veya kazanç paylı aile malları ortaklığına devrini, c) Mirasçıların tamamının miras payı oranında hissedarı oldukları 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları limited şirkete devrini, ç) Mülkiyetin üçüncü kişilere devrini, kararlaştırabilirler. Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, mirasçılardan her biri yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu durumda sulh hukuk hâkimi tarımsal arazi veya yeter gelirli tarımsal arazi mülkiyetinin;a) Kişisel yetenek ve durumları göz önünde tutulmak suretiyle tespit edilen ehil mirasçıya tarımsal gelir değeri üzerinden devrine, birden çok ehil mirasçının bulunması hâlinde, öncelikle asgari geçimini bu yeter gelirli tarımsal arazilerden sağlayan mirasçıya, bunun bulunmaması hâlinde bu mirasçılar arasından en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devrine, ehil mirasçı olmaması hâlinde, mirasçılar arasından en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devrine karar verir. Şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.

Somut olaya gelince: 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa 30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle eklenen geçici 5. maddesinde, bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır. Bu maddenin yayımı tarihinden önce tarımsal arazilerin paylaşımına ilişkin olarak açılmış ve hâlen devam etmekte olan davalarda, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümleri uygulanır. Şeklinde düzenlemeyi içermektedir.

Tarafların murisi Alim Ateş 02.05.2014 tarihinde ölmüş, 5403 sayılı Kanunun 8/c ve geçici 5. maddesi 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Maddelerin yürürlüğe girdiği tarihte mirasçılar arasında henüz paylaşım yapılmamıştır, murisin ölüm tarihinde Yasanın 8/c maddesi yürürlüğe girmediğinden bu maddeye dayanarak hüküm tesis edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 21.01.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:42:34 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2023/4592 E.  ,  2023/4785 K.

7. Hukuk Dairesi         2023/4592 E.  ,  2023/4785 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/744 E., 2023/494 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Karasu Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/96 Esas – 2020/339 Karar

Taraflar arasındaki 5403 sayılı Kanun gereğince ehil mirasçılığın tespiti ile tarımsal arazilerin ehil mirasçıya devri ve ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince ehil mirasçı tayini ve mülkiyetin ehil mirasçıya devri davasının reddine, ortaklığın giderilmesi davasının kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.

Kararın davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 07/07/2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi; temyiz konusu kararın, 6100 sayılı Kanunu’nun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle davacı … vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2023 tarihli ek kararına ilişkindir.

6100 sayılı Kanunu’nun “Temyiz edilemeyen kararlar” başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ” Kira ilişkisinden … ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden … diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.” hükmü yer almaktadır.

6100 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde münhasıran sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren ortaklığın giderilmesine ilişkin olan davalar hakkında verilen kararlar kesin olup temyiz edilemez.

Öte yandan, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu’nun 8/C maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan tarımsal arazinin devrine ilişkin mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, mirasçılardan her birinin yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde dava açabileceği yönündeki düzenleme uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren tarımsal arazinin ehil mirasçıya devri isteğine ilişkin olan ve temyizi kabil olmayan bölge adliye mahkemesi kararı kesindir.

Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar, yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince verilen 7.7.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:42:44 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2023/3201 E.  ,  2023/3720 K.

7. Hukuk Dairesi         2023/3201 E.  ,  2023/3720 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ehil mirasçılığın tespiti ve tarımsal arazilerin ehil mirasçıya devri davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 02.05.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin kararın kesin olması gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi; temyiz konusu kararın, 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi uyarınca kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli ek kararına ilişkindir.

6100 sayılı HMK’nın 341 inci maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 inci ve 362 nci maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilmeyen kararlar belirlenmiştir.

Temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362 nci maddesinin 1 inci fıkrasının b bendinde ”4’üncü maddede gösterilen davalar ile (23/06/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar” hükmü yer almaktadır. 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu’nun 8/C maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan tarımsal arazinin devrine ilişkin mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, mirasçılardan her birinin yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde dava açabileceği yönündeki düzenleme uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren tarımsal arazinin ehil mirasçıya devri isteğine ilişkin olan ve temyizi kabil olmayan bölge adliye mahkemesi kararı kesindir. Her ne kadar Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ek kararında 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi uyarınca hükmün kesin olduğu belirtilerek temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de ek karar sonuç itibariyle doğru olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.05.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA,

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:42:50 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2021/2336 E.  ,  2022/1157 K.

7. Hukuk Dairesi         2021/2336 E.  ,  2022/1157 K.

“İçtihat Metni”

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20/12/2017 tarihinde verilen dilekçe ile ehil mirasçılığın tespiti ile tapu iptal tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24/12/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar ve temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanununun 8/C maddesi uyarınca tarımsal arazinin ehil mirasçıya devri isteğine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi, davanın reddine karar vermiştir.

Davacı vekili, karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Davacı vekili, temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, HMK’nın 362. maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair ek karar vermiştir.

Davacı vekili bölge adliye mahkemesi kararını ve ek kararını temyiz etmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362. maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilmeyen kararlar belirlenmiştir.

Temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362/1-b maddesinde “4’üncü maddede gösterilen davalar ile (23/06/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar” hükmü yer almaktadır. 5403 sayılı Toprak Koruma Kanununun 8/C maddesinin 2. fıkrasında yer alan tarımsal arazinin devrine ilişkin mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, mirasçılardan her birinin yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde dava açabileceği yönündeki düzenleme uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren tarımsal arazinin ehil mirasçıya devri isteğine ilişkin olan ve temyizi kabil olmayan bölge adliye mahkemesinin kesin kararına ilişkin temyiz dilekçesinin reddi yönündeki Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 19/01/2021 tarihli ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine ve temyiz olunan ek kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 17.02.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:42:55 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2024/3923 E.  ,  2025/1784 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2014/143 E., 2015/206 K.

Mahkeme kararı davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar dava dilekçesinde özetle; muris babaları…’un 14.05.2007 tarihinde vefat ettiğini, Sakarya ili, Kocaali ilçesi, 107 ada 56 parsel, 163 ada 14 parsel ve 109 ada 7 parsel sayılı taşınmazların hâlen muris adına tapuya kayıtlı olduğunu, davalılar ile dava konusu taşınmazları rıza-i taksim yapılmasının mümkün olmadığını, gayrimenkullerin 2007 yılından beri davalı … tarafından kullanıldığını ve taksimin mümkün olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın öncelikle aynen taksim yolu ile giderilmesini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde ise ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; tapuda taksim gerçekleşene kadar fındıklıkların bakımı, gübrelemesi, mahsulün toplanması işlerinin kendisi tarafından yapılacağının tüm mirasçılarla birlikte kararlaştırıldığını, tapuda murisin yaşına ilişkin hata bulunması nedeniyle devir işlemlerinin gerçekleşmediğini belirtmiş; yargılama aşamasındaki beyanlarında ise taraflar arasındaki tek ehil mirasçının kendisi olduğunu, bu durumun Mahkemece tespiti ile ödeme şartları belirlenerek dava konusu parsellerin adına devrine karar verilmesini istemiştir.

2. Bir kısım davalılar yargılama aşamasındaki beyanlarında; taşınmazın satılmasını istemediklerini, aralarında anlaşabileceklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 04.12.2015 tarihli ve 2014/143 Esas, 2015/206 Karar sayılı kararıyla; “…davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın alenen satış yoluyla giderilmesine…” karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı … temyiz dilekçesinde özetle;

1. Taraflar arasında çiftçilikle uğraşan tek ehil mirasçının kendisi olduğunu, geçimini çiftçilik yaparak kazandığını, bu nedenle dava konusu taşınmazları öncelikle alma hakkının olduğunu,

2. Taraflar arasında aynen taksim konusunda fikir birliği bulunduğunu ileri sürerek ve re’sen incelenecek diğer nedenlerle birlikte kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun geçici 5. maddesinde; “Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır.” hükmü mevcuttur.

Temyizen incelenen Mahkeme kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu, dava konusu taşınmazlara malik olan murisin, 5403 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce öldüğünün ve adı geçen Kanun’un geçici 5. maddesi gereği temyiz eden davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağının anlaşılmasına göre; davalı … tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı …’un yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

HUMK’un 440/III- 2. hükmü gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:06 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2023/4387 E.  ,  2023/4974 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/800 E., 2022/1278 K.

KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında görülen 5403 … Toprak Koruma Kanunu’nun 8/C maddesi uyarınca tarım arazisinin ehil mirasçıya devri davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalıların muris …’den intikal eden Konya ili, Meram ilçesi, Kaşınhanı Köyü, Demiryolu Mevkiinde bulunan 296 parsel … taşınmazda elbirliği ile malik olduklarını, müvekkili ve davalıların davaya konu taşınmazın devri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını, davalı …’a 1/6 oranındaki pay ile diğer davalı …’ya ait 1/6 oranındaki payların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davacının arsa özelliği olan taşınmazı düşük bedelle alma niyetiyle davayı açtığını, taşınmazın bulunduğu yeri davacının yıllardır ekip biçip tek başına fayda sağladığını, taşınmazın değerli bir konumda olduğunu, davacının kendisinin tarım yapmayıp kiraya verdiğini, davacının Almanya’dan emekli olduğunu, geçimim tarım arazisinden sağlamadığını, davacının payını kendilerinin alma talebinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI:

Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2015/313 Esas, 2015/1114 Karar … kararıyla; tarafların iddiaları dosyaya sundukları deliller, dava konusu taşınmaza ait tapu kayıtları getirtildiği, mahallinde 14/04/2015 tarihinde keşif yapıldığı, uzman bilirkişilerin 20/04/2015 tarihli raporuna göre dava konusu taşınmazın değerinin ve davalıların hisseleri ayrıntılı olarak belirtildiği, bilirkişi raporu ile belirlenen davalıların hisselerine isabet eden tutarın Vakıflar Bankası hesabına davalılar adına depo ettirildiği, buna göre sübut bulan davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2015/313 Esas, 2015/1114 Karar … kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 11.06.2020 tarih ve 2016/18542 Esas, 2020/2530 Karar … ilamıyla; “…mahkemece kurulan hükmün Anayasa ve Usul Yasasının değinilen hükümlerine uygun olmadığı, kararının gerekçe içermediği açık ve tartışmasızdır.

Hal böyle olunca; 6100 … HMK’nın 297/1-c maddesine uygun biçimde delillerin karar yerinde tartışılması, kabul ve red nedenlerinin gösterilmesi ve bu nedenlerin dayandığı yasa maddelerinin veya yerleşmiş içtihatlarının veyahut Daire ilkelerinin belirtilmesi gerekirken değinilen husular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Kabule göre de; davalı … yargılama sırasında 28.02.2015 tarihinde öldüğü geriye mirasçıları eşi … ile çocukları …, …, …, … ve …’in kaldığı halde mirasçılar davada yer almadan yargılama yapıldığı ve davalı … adına kayıtlı pay iptal edilerek depo edilen bedelin davalı …’ye ödenmesine ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup, davalı …’nin mirasçılarının davada yer almaları sağlanmayıp usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, ölü kişi adına hüküm tesisinin de hatalı olduğu, ayrıca dava konusu 296 parsel … taşınmaz imar uygulması ile yeni ada parsele gittiği, taşınmazın tüm tedavüllü tapu kayıtlarının dosya arasına alınmadığı gözetildiğinde eksik inceleme ile kapatılan parsel numarası üzerinden infazda tereddüt oluşturacak şekilde tapu iptal ve tescile karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı mirasçının terekede bulunan tarımsal arazi ve … gelirli tarımsal arazi için ehil mirasçı olarak payların kendisine devrini talep edebileceği ancak alınan 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın arsa vasfında olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5403 … Kanun kapsamında olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçelerinde özetle; mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, taşınmazın olduğu yerde fiili olarak tarım yapılmakta olup, arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5403 … Kanun’un 8/C vd. maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:13 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2022/6848 E.  ,  2024/1417 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1739 E., 2022/50 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/601 E., 2020/577 K.

Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın, yargılamanın iadesini talep davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; Konya ili, Meram ilçesi, … Mahallesi 38163 ada 41 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazisinin önceki malikinin davalılardan … olduğunu; aynı mahkemenin 2016/477 Esas, 2016/471 Karar sayılı dosyasından devam eden tapu iptal ve tescil istemli dava neticesinde; davalı … tarafından dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ve 5403 sayılı Kanun hükümleri dolanmak üzere haricen yapılan taşınmaz satış sözleşmeleriyle muvazaa yaratıldığı göz önünde bulundurulmadığı için taşınmazların, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375/1-h bendi hükmü hilafına huzurdaki davanın davalıları adına hükmen tescil edildiğini ileri sürerek; Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/477 Esas, 2016/471 Karar sayılı hükmünün iptali ile taşınmazın önceki malik … adına tescilini talep etmiştir.

Yargılamasının iadesini istenilen Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/477 Esas, 2016/471 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davanın haricen yapılan taşınmaz satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle davacı … ve yirmi (20) arkadaşı tarafından davalı …’a karşı açıldığı, yargılama sırasında davalı …’ın davayı kabul ettiğini beyan etmesi üzerine mahkemece; davanın kabulüne, Konya ili, Meram ilçesi, … Mahallesi, 38163 ada, 41 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına 1/21’er hisse ile tesciline dair verilen kararın, taraflarca temyizden feragat edilmesi üzerine 01.08.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

II. CEVAP

Bir kısım davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, ayrıca yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Yargılanmanın iadesini talep eden vekili; müvekkili idarenin taraf ehliyetinin kanundan kaynaklandığını, 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2 nci maddesinde sayılan görevlerinden bir kısmının bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretimin geliştirilmesi, gıda üretim, güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, toprağın korunması ve bölünmesinin önlenmesi olup bu kapsamda yapılan yargılanmanın iadesi müracaatının elzem olduğunu, idarenin görevini yerine getirmesini engelleyen mahkeme hükmünün iptali gerektiğini, davacı idarenin toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter geliri tarımsal arazilerin öncelikle sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlama görevlerinin bulunduğunu, 6 ncı maddesinde, Vali başkanlığında kurulan Toprak Koruma Kurulunun, toprak korumayı ve bununla ilgili sorunları giderici önlemleri almakla görevlendirildiğini, 8/ç maddesi ile yeter gelirli tarımsal arazinin korunması amacıyla idarelerine dava açma, 19 uncu maddesi ile denetim görevi verildiğini, 5403 sayılı Kanuna aykırı hükmün iptali gerektiğini, Bakanlıklarının mirasçı veya tarım arazisini satın alacak taraflardan biri olmadığı halde, tarım arazisinin bütünlüğünün korunması için dava açmakla yetkili ve görevli kılındığını, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğunu, dünyadaki benzer örneklerde olduğu gibi, ehil mirasçı kavramı ortaya atılarak aslında tarım arazisinin işleyene devredilmesinin amaçlandığını, aynı zamanda tarım arazilerinin satışı/hisseli satışı, asgari tarımsal arazi büyüklükleri ve yeter geliri tarımsal arazi büyüklükleri normları dikkate alınarak kısıtlandığını, yapılan bu yasal düzenlemeler ile tarım arazilerinin işletilmesinde verimliliğin artırılmasının amaçlandığını, iptali istenen mahkeme hükmünün ve o hükme dayalı tapu işlemlerinin yok hükmünde olduklarını belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle temyiz isteminde bulunularak; hükmün bozulmasını istemiştir.

Bir kısım davalılar vekili; hükmün gerekçesinde yer alan “davacının aktif dava ehliyeti bulunduğuna” yönelik ibarelerin hükümden çıkarılması gerektiğini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemli davada davanın kabulüne dair verilen hükmün, yargılamanın iadesi yoluyla iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasanın amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle bazı yeni düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m)

Kanun’un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m)

Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m)

Kanun’un 3 üncü maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m)

Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44 üncü maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır.

2. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376 ncı maddesi uyarınca “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler”. Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır.

3. Değerlendirme

Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 21 davacı, dava konu taşınmazla ilgili haricen yapılan taşınmaz satış sözleşmesine dayanarak tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmişlerdir.

İadesi istenen yargılama sırasında; dava konusu taşınmazlar tarla vasfında ve davalısı adına tam hisse ile kayıtlı olup yargılama sırasında davalı tapu kayıt maliki davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece davalının “kabul” beyanı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyizden feragat edilmesi üzerine kesinleşmiştir.

Hükmün kesinleşmesi üzerine Konya Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir.

Hâl böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın, davalının davayı kabule yönelik beyanı hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmiş olunması nedeniyle kamu yararı gözetilerek getirilen kamu düzenine ilişkin “bölünemez büyüklük” kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalının iyiniyet kurallarına aykırı olarak kanun maddesini dolanmaları suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet verilmiştir.

Uyuşmazlık; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununu ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığnın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacı kamu idaresinin, kamusal menfaatleri gözetmek suretiyle faaliyetlerini yürütme yükümlülüğü bulunması kapsamında, davada taraf ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple; İlk Derece Mahkemesince aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Her ne kadar; iadesi istenen yargılama sırasında davalının davayı kabulü ve taraflarca temyizden feragat edilmesi üzerine tapu iptal ve tescile dair hüküm kesinleşmiş olsa da; davacılar ve davalı arasındaki danışıklı bu durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Tarım ve Orman Bakanlığının kamusal yararı sağlamak amacıyla kamu adına yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu nedenle; davacı İdarenin aktif husumet ehliyetinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin, yargılamanın iadesini talep eden davacının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376 ncı maddesinde yer alan “aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen” olmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesini isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1. Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:21 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2024/3589 E.  ,  2025/1453 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/813 E., 2024/772 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/276 E., 2023/350 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Yargılamanın iadesini talep eden vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun 6100 sayılı HMK.’nın 376. maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, müvekkili bakanlığın, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 417/1/d hükmüne göre “Tarımsal arazilerin parçalanmasını önlemek” ile görevli ve yetkili olduğunu, Mahkemenin E:2022/211-K:2022/448 sayılı dosyasında açılınış olan Vasiyetnamenin Tenfizi davasında Manisa ili, , 297 Ada 8 Parsel sayılı Zeytinlik Bağ vasıflı 10.673,35 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2000 m2’lik kısmının … adına olan tapu kaydının iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, akabinde Şehzadeler Tapu Müdürlüğü’nün sayılı yazısı ile Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden bahsi geçen mahkeme kararı doğrultusunda yapılacak paylı mülkiyet işleminin 5403 sayılı Kanun çerçevesinde mümkün olup olmadığının tescile esas olmak üzere bildirilmesini talep ettiğini, devamında Müdürlük tarafından Şehzadeler Tapu Müdürlüğü’ne yazılan 05.09.2023 tarih ve sayılı cevabı yazıda ilgili mevzuat hükümleri ile açıkladığı üzere 5403 sayılı Kanunun 8/C maddesi uyarınca bahsi geçen taşınmazın pay ve paydaş sayısı arttırılmadan aynen devri mümkün olduğundan, vasiyetnamenin tenfizi işleminin uygun olmadığının bildirildiğini, davaya konu taşınmaz tarım arazisi olduğundan 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın, mevzuat hükümleri karşısında paylı mülkiyete çevrilmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece 5403 sayılı Kanun’un 8/C maddesinin 2. fıkrasındaki esaslara göre ehil mirasçı tespit etmek suretiyle tek bir mirasçıya devrine ya da ortaklığın satış suretiyle 3. bir kişiye satılması suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekirken; paylı mülkiyete çevirmesinin kanuna aykırı olup yargılamanın yenilenmesi yoluyla söz konusu mahkeme kararının iptal edilmesini sağlamak için bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Manisa İli, , 297 ada 8 parsel sayılı zeytinlik bağ vasıflı 10.673,35 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2000 m2’lik kısmının … adına olan tapu kaydının iptali ile … adına tapu kayıt ve tesciline ilişkin 16.12.2022 tarih ve 2022/211 Esas ve 2022/448 Karar sayılı kararın iptali ile taşınmazın eski malik üzerine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davacı … 15.11.2023 tarihli celsede; “Vasiyetnamenin tenfizi kararı kaldırılsın. Yargılamanın yenilenmesine bir diyeceğim yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı … 15.11.2023 tarihli celsede; “Vasiyetnamenin kaldırılmasını talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vasiyetnamenin tenfizi kararının tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine hükmün 28.02.2023 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın iadesi istenen dosyanın davacı … davalılarının davacı aleyhine aralarında anlaşarak hile yaptıkları hususunun yargılamanın iadesini isteyen tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle talep eden tarafça yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin hiçbirinin 6100 sayılı HMK.’nın yargılamanın iadesi sebeplerini düzenleyen 375, 376 ve 377. maddelerinde yazılı koşullara uymadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/211 Esas, 2022/448 Karar sayılı dosyasında vasiyete konu zeytinlik bağ vasfındaki taşınmazın vasiyetname gereğince 2000 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, 5403 sayılı Yasa’nın 8. maddesi kapsamında tarım arazilerinin bölünmesine yol açacak şekilde karar verildiği iddiasına dayalı olarak yargılamanın iadesinin talep edildiği, ancak HMK.’nın 375 ve devamı maddeleri kapsamında belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığı, yolsuz tescile konu olabileceği gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Talep eden vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar vasiyetnamenin tenfizi davası açılmışsa da bunun bir yöntem olarak kullanıldığını, mevzuat gereği kurumdan görüş ve izin alınması gerektiği ve kurumca ifraza müsade edilmeyeceği taraflarca bilindiğinden, muvaazalı bir anlaşma dava konusu edilip davalı tarafça hemen davanın başında davanın kabul edildiğini, tarım arazilerinin muvazaalı satış, cebri satış, miras yoluyla hisselendirilerek ve kesinleşmiş mahkeme kararıyla bölünmesinin yaygın bir yöntem olarak kullanıldığını, bahsi geçen arazinin gerek vasfı gerekse büyüklüğü gereği bölünemeyeceğini, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı biçimde, kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375/1-h hükmünün hilafına söz konusu taşınmazın hisselendirildiğini ve hükmen tescilin sağlandığını, tarım arazisinin bölünmesi sonucunu doğuran davaya konu mahkeme kararının Anayasa’ya, 639 sayılı KHK’ya, 3083 ve 5403 sayılı Kanun’a ve HMK.’nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu beyan etmiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa’sının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m)

Kanun’un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m)

Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m)

Kanun’un 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m)

Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasa’nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376. maddesi uyarınca “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler”. Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır.

Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında davacı; muris … in 02.05.2021 tarihinde vefat ettiğini, Manisa 3. Noterliğinin 19.06.2020 tarih ve 16430 yevmiye numaralı muris … tarafından yapılan Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ile Manisa İli, 297 ada 8 parsel (Eski 2056 parsel) sayılı 10.673,35 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 2000 m2’lik kısmının kendisine bırakıldığını beyanla muris … adına kayıtlı olan taşınmazın 2000 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Dava konusu 297 ada 8 parsel sayılı taşınmaz; 10.673,35 m2 yüz ölçümlü Zeytinli Bağ vasfında olup tam hisse ile, muris … Kirazdiken adına kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı mirasçılar davayı kabul ettiğini bildirmiş, Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 16.12.2022 tarih ve 2022/211 Esas ve 2022/448 Karar sayı ile davanın kabulüne, taşınmazın 2000 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline kararı verilmiştir. Hüküm, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine 30.03.2023 tarihinde kesinleşmiş ve henüz tapuda intikal gerçekleşmemiştir.

Hükmün kesinleşmesi üzerine; … vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacı adına tesciline dair hükmün iptali ile ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir.

Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun’u çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir.

Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin arttırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res’en dikkate alınması gerekmektedir.

Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacı adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan “bölünemez büyüklük” kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacı … davalılar iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir.

Her ne kadar tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacı … davalılar arasındaki bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Tarım ve Orman Bakanlığının yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu nedenle 6100 sayılı Kanunun 376. maddesi uygulanarak davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:29 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2023/5639 E.  ,  2024/38 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/1595 E., 2021/320 K.

KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; Malatya ili, … Köyü, 279, 290, 679 ve 681 parsel sayılı taşınmazlardaki (bozma sonrası yapılan toplulaştırma uygulaması sonucu 279, 111 ada 1, 131 ada 4, 137 ada 1 parseller) ortaklığın giderilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı … vekili; öncelikle mirasın aynen taksimine karar verilmesini, taksim mümkün değil ise arazilerin müvekkiline satılmasını ve davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 10.06.2014 tarihli ve 2013/1751 Esas, 2014/821 Karar sayılı kararı ile 279, 290, 679 ve 681 parseller üzerinde 3083 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca konulan “kısıtlıdır” şerhinin devam ettiği, sona ermediği ve bu durumun izaleyi şuyu davasına engel olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/4215-2016/6249 Esas, Karar sayılı kararıyla ”…3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 13 üncü maddesi kapsamındaki uygulama alanlarında kalan ve işlemleri henüz tamamlanamayan arazilerin miras yoluyla intikali ve ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ilişkin olarak herhangi bir yasaklama bulunmadığından davaya konu Malatya ili, … Köyü 279, 290, 679, 681 parsel sayılı taşınmazların ortaklığın giderilmesi davasına konu edilmeleri mümkündür.

Dava konusu taşınmazlara 3083 sayılı Kanun gereğince konulan şerhle ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu olmadığı halde mahkemece eksik inceleme ile ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 279 parsel, 131 ada 4 parsel (eski 290 parsel), 111 ada 1 parsel (eski 679 parsel), 137 ada 1 parsel (eski 681 parsel) sayılı taşınmalar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine; eski 681 parsel sayılı taşınmaz üzerinde toplulaştırma işlemi sonucu oluşan aynı yerdeki 137 ada 2 parsel,137 ada 3 parsel ve 137 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarda davacının payı kalmadığı anlaşıldığından bu parseller yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı … vekili; taraf teşkili sağlanmadan keşif yapılıp bilirkişi raporu düzenlendiğini, 19.12.2016 tarihli dilekçelerinde de belirttikleri gibi keşfe katılmalarının engellendiğini, keşfin yeniden yapılması gerektiğini, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanun’un 8/C maddesinin (a) bendi gereğince ehil mirasçı olarak arazinin davalı …’ya bilirkişi raporundaki değer üzerinden satılmasını talep ettiklerini, zira bu araziyi ekip biçen ve bakımını yapanın davalı olduğunu, bu kanun hükmüne göre başka talep eden olmadığından davalı …’ya satılması gerekirken aleni ve umumi açık artırmada satılmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 698 ve 699 uncu maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 ve 439 uncu maddeleri.

2. 5403 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinde ‘‘Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır.’’ hükmü mevcuttur.

3. Değerlendirme

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

3. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27 nci maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü hâlinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

4. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve temyiz eden davalının dava konusu taşınmazlarda paydaş olan murisi … ’nın 5403 sayılı Kanunun uygulama tarihinden önce öldüğünün ve adı geçen Kanunun geçici 5’inci maddesi gereği bu durumda temyiz eden davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağının anlaşılmasına göre; davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 59,30 TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2024 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:35 (Av. Nihat BAŞ)

7. Hukuk Dairesi         2021/8478 E.  ,  2023/2031 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/914 E., 2021/1053 K.

DAVA TARİHİ : 13.04.2018

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/307 E., 2020/551 K.

Taraflar arasındaki yargılanmanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılanmanın yenilenmesi talebinin (aktif husumet yokluğu nedeniyle) usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; …ili, …ilçesi, … Mahallesi, 224 ada 74 parsel ve …ilçesi, … Mahallesi, 38343 ada 25 parselde ve …ilçesi, …Mahallesi, 27558 ada, 20 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin önceki malikinin davalılardan … olduğunu; aynı mahkemenin 2017/832 E. – 2018/20 K. sayılı dosyasından devam eden tapu iptal ve tescil istemli dava neticesinde; davalı … tarafından dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ve 5403 sayılı Kanun hükümleri dolanmak üzere muvazaa yaratıldığı göz önünde bulundurulmadığı için taşınmazların, 6100 sayılı HMK nun 375/1-h hükmü hilafına huzurdaki davanın davalıları adına hükmen tescil edildiğini beyan ederek; Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 E. – 2018/20 K. sayılı hükmünün iptali ile taşınmazların eski malik … adına tescilini talep etmiştir.

Yargılanmanın yenilenmesi istenilen Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 Esas – 2018/20 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın sözlü yapılan inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle davacı … ve diğer elli dokuz (59) kişi tarafından davalı …’e karşı açıldığı, yargılama sırasında verilen cevap dilekçesiyle davalı …’in davayı kabul etmesi üzerine; davanın kabulüne, …ili, … ilçesi, …Mahallesi, 224 ada, 74 parsel ve .. ilçesi, … Mahallesi, 38343 ada, 25 parsel ve Meram ilçesi, Karahüyük Mahallesi, 27558 ada 20 parselde kayıtlı taşınmazların davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına 1/60’ar hisse ile tesciline dair verilen kararın, 24/01/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmaktan taraflarca feragat edilmesi üzerine kesinleştiği anlaşılmıştır.

II. CEVAP

1.Davalılar vekili; haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

2.Davalı … Soyadan; tamamen iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığını, satın alma işlemlerinin resmi yollardan yapıldığını beyan ederek; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“… Yargılamanın yenilenmesi ve hükmün iptali kurumu, 6100 sayılı HMK’nun 374 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Üçüncü kişilerin dava açma ehliyetini düzenleyen HMK’nun 376. maddesinde “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.” şeklindedir. Madde metninden üçüncü kişinin kim olduğu açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre üçüncü kişiler; ya davanın taraflarından birisinin alacaklıları, ya aleyhine hüküm verilen (davalının) yerine geçenler ya da borçlularıdır. Görüleceği üzere üçüncü kişiler tahdidi olarak sayılmıştır. Bu anlamda, hükmün iptalini isteyen Tarım İl Müdürlüğünün, HMK 376. maddesinde düzenlenen üçüncü kişi olmadığı açıktır. Kaldı ki hükmün iptalini isteyen kurumun da bu yönde bir iddiası bulunmamaktadır…Yine hükmün iptali talep gerekçelerinin de HMK 375. maddesinde tahdidi sayılan hiçbir sebebe dayanmadığı, bu durumda hükmün iptalini isteyenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı…” gerekçesiyle; yargılamanın iadesi talebinin usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; müvekkili idarenin taraf ehliyetinin, kanundan kaynaklandığını, 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesinde sayılan görevlerinden bir kısmının bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretimin geliştirilmesi, gıda üretim, güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, toprağın korunması ve bölünmesinin önlenmesi olup bu kapsamda yapılan yargılanmanın iadesi müracaatının elzem olduğunu, idarenin görevini yerine getirmesini engelleyen mahkeme hükmünün iptali gerektiğini, davacı idarenin toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter geliri tarımsal arazilerin öncelikle sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlama görevlerinin bulunduğunu, 6. maddesinde, Vali başkanlığında kurulan Toprak Koruma Kurulunun, toprak korumayı ve bununla ilgili sorunları giderici önlemleri almakla görevlendirildiğini, 8/ç maddesi ile yeter gelirli tarımsal arazinin korunması amacıyla idarelerine dava açma, 19. maddesi ile denetim görevi verildiğini, 5403 sayılı Kanuna aykırı hükmün iptali gerektiğini, Bakanlıklarının mirasçı veya tarım arazisini satın alacak taraflardan biri olmadığı halde, tarım arazisinin bütünlüğünün korunması için dava açmakla yetkili ve görevli kılındığını, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğunu, dünyadaki benzer örneklerde olduğu gibi, ehil mirasçı kavramı ortaya atılarak aslında tarım arazisinin işleyene devredilmesinin amaçlandığını, aynı zamanda tarım arazilerinin satışı/hisseli satışı, asgari tarımsal arazi büyüklükleri ve yeter geliri tarımsal arazi büyüklükleri normları dikkate alınarak kısıtlandığını, yapılan bu yasal düzenlemeler ile tarım arazilerinin işletilmesinde verimliliğin artırılmasının amaçlandığını beyan ederek; istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“…İlk Derece Mahkemesince; HMK’nın 376. maddesinde yargılamanın iadesini isteyebileceklerin sınırlı olarak sayıldığı, davacı Valiliğin HMK’nın 376 ncı maddesinde sayılanlar kişilerden olmadığı belirtilerek davanın usulen reddine karar verilmiştir.

Öncelikli ihtilaf; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Danıştay 6. Dairesi 2014/8184 Esas – 2015/1 Karar sayılı ilamında “Bu durumda, uyuşmazlığın belirtilen niteliği, (mutlak) tarım toprağının korunması amacıyla İl Toprak Koruma Kurulunun yasal olarak üstlendiği görevler ve aldığı kararların idari-icrai ve bağlayıcılık yönü birlikte dikkate alındığında, davacı İstanbul Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün bu davayı açabileceği sonucuna varılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ve kanunun amacını gerçekleştirebilmek için Valiliğin dava açma ehliyetinin bulunduğuna hükmetmiştir. Bu emsal ilam dikkate alındığında davacı Valilik veya Tarım ve Orman Bakanlığı 5403 sayılı yasanın 5 ve 6. maddesi itibariyle denetim yetkisine sahip olup bu nedenle bu yasadan kaynaklanan ihtilaflar itibariyle aktif dava ehliyetleri vardır.

İkincil ihtilaf ise; davacı Valiliğin yargılamanın iadesini istediği Konya 1. AHM’nin 2016/520 Esas – 2016/499 Karar sayılı davasında taraf olmaması nedeniyle HMK nın 376. maddesi itibariyle 3. kişi kabul edilip edilmeyeceği, yargılamanın yenilenmesini talep hakkı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

HMK’nın 376. maddesinde “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.” denilmekte olup Valilik, Konya 1. AHM’nin 2016/520 Esas – 2016/499 Karar sayılı dosyasının tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen …’in herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen değildir. Bu nedenle 5403 sayılı yasa itibariyle davacı Valiliğin “aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen” kavramı içerisine girmesi mümkün değildir. (Emsal, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2020/1619 E. ve 2021/618 K. sayılı ilamı)

Eldeki davada aynı zamanda yargılamanın yenilenmesi ile birlikte tapu iptal ve tescil de talep edilmişse de bir mahkeme kararının başka bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, yargılamanın iadesi talebi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir…” gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6100 sayılı HMK’nın 375 inci maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri emredici olarak ve sınırlı sayıda düzenlenmiştir.

Madde 375/1: “Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesinin talep edilebilebilir:

a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması;

b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması;

c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması;

ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;

d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması;

e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması;

f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması;

g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması;

ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması;

h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması;

ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması;

i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması;

(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.”

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacı Konya Valiliği vekili, Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 E. – 2016/20 K. sayılı ilamı alınırken söz konusu davanın taraflarının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasal engeli dolanmak suretiyle bertaraf etmek için mahkemeye başvurduklarını, yine davalı …’in muvazaalı olarak cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini, mahkemenin ise yasal sınırlamaları ve tarafların gerçek niyetlerini dikkate alınmadan davanın kabulü ile taşınmazlarda davalı …’e ait payı iptal ederek altmış (60) davacının her birinin 1/60’ar payı olacak şekilde tescile hükmettiğini, taşınmazı bir nev’i parsellere ayıracak şekilde karar verdiğini, böylelikle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasaklamayı bertaraf etmek için mahkemeleri kullanarak bir çok mahkemeden benzer kararların çıkmasına neden olduklarını belirtip yargılamanın yenilenerek hükmün iptalini ve taşınmazın bölünme öncesi olduğu gibi eski maliki adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

Davalı ise, davacının eldeki davayı açma yetkisi olmadığını, Anayasaya aykırılık teşkil ettiğini, böyle bir yetkisinin olduğu kabul edilse bile HMK’nın 376. maddesi uyarınca davacı Valiliğin yargılamanın iadesini isteyemeyeceğini belirtmek suretiyle davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; HMK’nın 376. maddesinde yargılamanın iadesini isteyebileceklerin sınırlı olarak sayıldığını davacı Valiliğin HMK 376. maddesinde sayılanlardan hiçbiri olmadığını belirtip davanın usulen reddine karar vermiştir.

Uyuşmazlık; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

3. Somut uyuşmazlıkta; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununu ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığnın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacı kamu idaresinin, kamusal menfaatleri gözetmek suretiyle faaliyetlerini yürütme yükümlülüğü bulunması kapsamında, davada taraf ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple; ilk derece mahkemesince aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

3. O halde mahkemece; davacı Kamu İdaresinin aktif husumet ehliyetinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

İlk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

karararama.yargitay.gov.tr > 20.09.2025 09:43:45 (Av. Nihat BAŞ)