İrtikâp suçu; kamu idaresinin güvenirliliğine ve işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. 6352 s. Kanunla birinci fıkrası önemli ölçüde değişmiş ve ayrıca dördüncü fıkrası eklenmiştir. Maddenin birinci fıkrası “icbar suretiyle irtikâp”, ikinci fıkrası “ikna suretiyle irtikâp” ve üçüncü fıkrasında “hatadan yararlanarak irtikâp” fiileri düzenlenmektedir.

KORUNAN HUKUKİ DEĞER:

Ögretide görüşe göre ve düzenlendiği yer itibariyle korunan hukuki değer; “kamu idaresinin güvenirliği ve işleyişidir”.

MADDİ UNSURLAR

FİİL: Hukuk terimi olarak irtikâp; “kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanmak suretiyle bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yönde vaat de bulunma­ya icbar ya da ikna etme veya görevinin gereği olarak almaması gereken şeyi karşı tarafın hatasından faydalanarak almak” olarak tanımlanmaktadır.

İCBAR, İKNA VE HATA KAVRAMLARI:

Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmek:

Görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak ile görevi kötüye kullanmak fiileri farklıdır. Görevi kötüye kullanmak; kamu görevlisinin görev ve yetkisi içinde gereken iş esnasında yetkisini kötüye kullanmasını ifade eder. Yani kamu görevlisi yetkisi içinde bulunan görevini bilerek hatalı yaparak işin yapılmasını engellemek, bozmak veya haksız şekilde mahiyetini değiştirmek durumundadır.

Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak ise; kamu görevlisinin mevzuat gereği görevi içinde olan bir iş veya işlem ile ilgili olarak ortaya çıkan suistimaldir. Bu durumda görevli görevini değil görevi ile ilgili yetkisini kötüye kullanmakta, bir işin yapılmasını engellemekte veya olumsuz sonuç vermesini sağlamaktadır.

Örnekle açıklamak gerekirse, tapu memurunun bilerek tapu kayıtlarında hatalı bilgi kaydetmesi işlemi; görevi kötüye kullanmaktır. Aynı tapu memurunun normalde onaylaması gereken ve yetkisi içinde olan bir işlemi yapmaması ve onay için maddi bir kazanç beklentisi içinde olup faydası olmadıkça imzasını koymayacağını söylemesi görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak olarak değerlendirilir.

İrtikap suçu açısından kamu görevlisi; yarar sağlamaya yönelik olarak görevinin kendisine sağladığı etkinlik, üstünlük ve avantajı içinde barındıran nüfuzunu kullanmak suretiyle mağduru zorlamaktadır. Bir işlemin oluşması için tüm şartlar var olduğu halde kamu görevlisinin işi yokuşa sürmesi ve işin devamı için bir menfaat sağlaması gerektiğini mağdura söylemesi durumunda mağdurun normalde zaten olması gereken işinin olmayacağını veya gecikeceğini düşünmesini sağlar ve mağdur, mecburen görevliye istediği menfaati vermek durumunda kalır.

Burada icbar kelimesinin anlamını açıklayalım:

İcbar: Arapça C-B-R kökünden gelir. (Arapça, جبر / Aramice, #gbr  /Süryanice, גבר) “1. kırık kemiği kaynaştırma, 2. sentez, matematikte cebir, 3. güç, zor, şiddet”. Cebir (zor), cabir (despot), cabbar (güçlü, kuvvetli, zorba), mecbur (zorlanan), mücbir (zorlayan) kelimeleri ve benzerleri aynı kökten gelir. İcbar, temel olarak zorlayan, zorlayıcı anlamında kullanılır. Normalde yapmayacağı bir işi, herhangi bir dış etkinin zorlamasıyla yapmak zorunda kalmak, mecbur olmak demektir.

C-B-R kökenli tüm fiiller yalın kullanımda “meydana gelen olumsuzluğun giderilmesi, tamir, onarma” gibi içeriğe sahip iken; yanında, tamlama, sıfat veya olumsuzluk içeren bir durumda ise; olumlu olan karşısında, olumsuz tavır sergileme ve bunda mukavemeti, karşı gelmeyi içerir.

Hukuki olarak icbar;

“bir kimsenin iradesini etki­leyerek yapmak istediğinden başka bir hareketi yapmasına sebep olacak biçimde, mad­di veya manevi zor kullanma” anlamındadır. Ancak icbarın varlığı veya yoğunluğunu belirlemek, suçu oluşturmaya elverişli boyutta olup olmadığını anlamak gayet zordur. Bu sebeple kanun koyucu 6352 s. Kanun’la “icbar karinesi” düzenlemiştir. Buna göre kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında kişi; hakkı olan işin yapılmayacağını düşünerek ve yapılmasını sağlamak amacıyla görevliye bir menfaat temin etme mecburiyetini hissetmişse icbarın var olduğu kabul edilir.

Bir anlamda mağdurun istemediği bir faydayı mecburen kamu görevlisine vermek zorunda kaldığı mecburi menfaattir, ancak buradaki menfaat rüşvet gibi değildir. Rüşvette normalde olmaması gereken bir işin olması için verilen karşılıklı, ikili bir alışveriş vardır. İcbaren irtikâpta ise mağdurun mecbur hissederek normalde olması gereken işinin engellenmesini önlemek için verdiği bir menfaat vardır.

TCK 250’nin gerekçesine göre icbaren irtikâpta kullanılan icbar; yağma suçundaki cebir ve tehdit boyutuna varmayan ve manevi cebir boyutlarında olan bir fiildir. Bu sebeple icbar ile yağma suçundaki tehdit özdeş değildir. icbar tehdit boyutunda olduğunda ortaya yağma suçu çıkması gerekirdi. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. Öğretide icbar “manevi niteliğe haiz olan cebir” olarak kabul edilir.

Mane­vi nitelikteki cebir,

“mağdurun talep edilen yararı temin etmediği takdirde işinin yapılmayacağı veya gereksiz yere uzatılacağı endişesine kapılmasına neden olan davranışları kapsamaktadır.”

Belli bir yararın sağlanması konusunda kamu görevlisi tarafından yapılan ic­barın, yarar sağlama yönünde karar alması neticesi bakımından mağdurun iradesi üzerinde etki oluşturacak derecede elverişli olması gereklidir. Zorlama belli bir yoğunluğa ulaşmamış, yani icbar seviyesinde değilse mağdurun bu etkiden kurtulması mümkünken, yinede kamu görevlisine bir fayda sağlaması durumunda hangi suç oluşacaktır. ETCK döneminde, bu durumda rüşvet suçunun oluşacağı söylenmekteydi. Ancak uygulamada Yargıtay; rüşvet suçuyla irtikâp suçunu birbirinden ayırmak için yapılacak işlemin meşru zeminde olup olmadığın kontrol etmektedir. Yani mağdurun yapılacak işlemi meşru ise irtikâp, meşru değilse rüşvet veya görevi kötüye kullanma suçu oluşur diye düşünmektedir.

Ayrıca 6352 s.Kanun ile getirilen “icbar karinesi” sayesinde bu tür durumlarda icbarın varlığı ile irtikâp suçunun oluşacağı kabul edilmiştir. İcbar hareketleri açık olabileceği gibi örtülü de (zımmi) olabilir.

Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi hileli davranışlarla ikna etmek:

Bireyler; kamu görevlisinin yaptığı her işin kanuna uygun olduğunu düşünürler. Kamu görevlisinin kişilerin bu güvenini istismar ederek ve hileli davranışlarla kişilerin iradesinin sakatlanmasına sebep olması halinde bu ihtimal gerçekleşir. Burada görevli kişilerin güveni istismar etmektedir. Bir işlemin olup olmayacağına dair; bireylerin tam olarak bilgisi olmayabilir. Bu durumda kamu görevlisi bu bilgi eksikliğini kendi menfaatine bir fayda sağlamak amacıyla kullanabilir.

Bu durumda hile; kamu görevlisinin kişiyi kendisinin aslında hakkı olmayan bir menfaatin hakkı olduğuna inandırmasıdır. İcbar durumunda mağdur görevliye verilen faydanın haksız olduğunun bilincindedir. Bu alternatifte ise mağdur; görevliye verdiği faydanın haksız olduğunu bilmez. Aralarındaki tek fark budur. Yargıtayın kararları da bu yöndedir. Hileli davranışla ikna etmek suretiyle irtikâpta en önemli detay mağdurda bulunan bilinç durumudur.

Ancak burada hileli davranışın mağduru aldatabilecek derecede ve nitelikte olması gerekir. Tavsiye niteliğindeki sözler hile sayılmaz. Hilenin elverişli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından belirlenmesi gerekir. Görevlinin yaptığı hileli davranışlara mağdur inanmamış ve istenen faydayı sağlamamış ise irtikâp suçuna teşebbüs oluşur. Kamu görevlisinin suskun kalması hileli davranış sayılmaz. Bu durumda suskun kalması sonucu olarak irtikâp gerçekleşir ise “hatadan yararlanarak irtikâp” sözkonusu olacaktır.

Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasını veya bu yolda vaatte bulunulmasını bir kimsenin hatasından yararlanarak elde etmek:

Bu seçenekte önemli nokta, kamu görevlisinin söz konusu hatada bir etkisinin olmamasıdır. Kişi bir işlem esnasında hata yapmıştır ve bunun sonucunda kamu görevlisinin bu hatayı kendisine menfaat sağlamak amacıyla kulanması fiili vardır. İşlem kamu görevlisinin önüne geldiğinde zaten hatalı durumdadır, fakat kamu görevlisi bu hatayı bilerek ve mağdur aleyhine kullanarak yani mağdurun hatasını istismar ederek kendisine veya yakınına bir yarar sağlamaktadır. Kamu görevlisi tarafından mağdura ödenecek bir miktar paranın eksik ödenmesi ve mağdurun bunu fark edememesi halinde hata, aslında mağdurda değildir. Bu durumda irtikâp değil normalde zimmet suçu oluşması gerekir. Çünkü mağdura verilecek para; görevi gereği kamu görevlisine teslim edilmiş bir paradır, bu sebeple mağdura eksik verilen kısım mağdurun hatası sebebiyle değil görevlinin istismarı sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Mağdur bunu sonradan fark ederse ancak o zaman hatanın mağdurda sonradan ortaya çıktığından bahsedebiliriz.

FAİL: Özgü suç olduğu için sadece kamu görevlisi fail olabilir. Kamu görevlisi TCK m. 6/1-c bendi gereği; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişilerdir. Detaylar zimmet suçu incelemesinde bulunmaktadır.

MAĞDUR: İrtikâp suçunun mağduru; icbar edilen, ikna edilen veya hatasından yararla­nılan gerçek kişidir. Tüzel kişilerin icbar, ikna edilmesi ya da hatasından yararlanıl­ması söz konusu olamayacağından bu suçun mağduru olamayacaktır. İcbar edilen, ikna edilen veya hatasından yararla­nılan kişi ile kamu görevlisine yarar sağlayan kişi, farklı kişiler ise; irtikâp edilen kişi mağdur, fayda sağlayan kişi ise “suçtan zarar gören” kişi olacaktır.

KONU: Kamu görevlisinin amaçladığı “yarar ve vaattir”. Amaçlanan fayda doğal olarak maddi değeri olan herşey veya her türlü malvarlığı unsurudur. Öğretide amaçlanan yararın maddi nitelikte olması gerektiği fikrine rağmen, baz yazarlar manevi nitelikteki faydaların da irtikâp suçunun konusunu oluşturabileceğini söylerler. Bana göre; iltifat, övgü ünvan gibi manevi faydaları irtikâp suçunun konusu içine almak gereksiz yere geniş yorumlamayı gerektirmektedir. Ancak fayda amacı duygusal veya cinsel hususları içeriyorsa, fail açısından önemli bir haksızlık oluşturduğunu belirtmek gerekir.

NETİCE: İcbar ve ikna ile irtikâp suçları için netice fail tarafından talep edilen yararın mağdur tarafından verilmesi veya vaat edilmesi anında oluşur. Hatadan yararlanarak irtikâp suçunda ise fail mağdurun hatasını menfaate çevirdiği anda netice oluşur. Yani fail hatadan yararlanmaya çalışsa ama mağdur bu hatanın istismarına izin vermese irtikâp suçu oluşmaz

NEDENSELLİK ve OBJEKTİF İSNADİYET: Bir özellik göstermez.

SUÇUN MANEVİ UNSURU :

Suç ancak kasten işlenebilir, taksirle işlenemez. Suçun oluşması için genel kast yeterlidir, özel kast aranmaz. Öğretide manevi unsurun oluşması için, failin kazanç elde etmek maksadının olmasının gerekmediği ileri sürülür. Suç olası kast ile de işlenebilir. Fail suçun unsurlarının oluşabileceğini öngörmesine rağmen hareketi gerçekleştirirse ve neticeyi önemsemezse olası kast gerçekleşir.

HUKUKA AYKIRILIK UNSURU: Herhangi bir hukuka uygunluk sebebi bulunmaz.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ:

TEŞEBBÜS: İcbar ve ikna yoluyla irtikâp suçunda teşebbüs ve gönüllü vazgeçme mümkündür. Yargıtay da bu görüştedir. Hatadan faydalanarak işlenen irtikâp suçunda suç “ihmali” olduğu için teşebbüs mümkün olmaması gerekir. Ancak öğretide bu suçun da teorik olarak teşebbüse müsait olduğu kabul edilir.

İŞTİRAK: Özgü suç olduğu için ancak kamu görevlisi suçun faili olabilir. TCK m. 40/2 gereği suça iştirak edenler ancak azmettiren veya yardım eden olabileceklerdir. TCK 251 irtikâp suçu bakımından müşterek failliğin özel bir şeklini düzenlemektedir. Bu maddeye göre irtikâp suçuna göz yuman ve denetimle yükümlü kamu görevlisi de suçun müşterek faili olarak cezalandırılacaktır. Son olarak suç açısından “amirin emri” şeklinde bir dolaylı faillik ortaya çıkamaz çünkü amirin emri kanuna aykırı ise emri yerine getirmekle kişi aynı suçun faili olarak yargılanacaktır.

İÇTİMA: Görevi kötüye kullanmak suçu (TCK 257) irtikâp suçu açısından genel düzenlemedir. Görevi kötüye kullanmak fiili aslında irtikâp suçunun bir unsurudur. Bu sebeple ayrı ceza verilmez. Aynı şey TCK 106 cebir suçu açısından da geçerlidir. İcbar, irtikâp suçunun unsurunu oluşturur, faile ayrı olarak TCK 106’dan ceza verilmez. İrtikâp, zincirleme suç olarak işlenebilir.(43/1) Ancak icbaren irtikâp veya ikna suretiyle irtikâp suçunda sahte belge düzenlenmiş ise TCK 212 gereği gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır.

KAYNAKLAR:

ARTUÇ, Mustafa. BAYYURT Yıldırım. 2008. Gerekçeli, Karşılaştırmalı, Tablolu, Eski ve Yeni Metinleriyle TCK-CMK-CGİK. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 6. Baskı

ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. 2021. Ceza Hukuku Özel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 19. Baskı

ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. YENİDÜNYA, A. Caner. 2014. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 8. Baskı

CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2007. Kişilere Karşı İşlenen Suçlar Cilt-1. Ankara, Beta Yayınları, 1. Baskı

CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2010. Türk Ceza Hukukuna Giriş. Ankara, Beta Yayınları, 6. Baskı

DÜLGER, Murat Volkan. 2020. Bilişim Hukuku ve İnternet İletişim Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 8. Baskı

GÜNAY, Erhan. 2008. Adli Muayene ve Otopsi. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı

HOUCK, Max M. SIEGEL, Jay A. Çev. Edit. DOĞAN, Yeşim. 2016. Fundamentals of Forensic Science / Adli Bilimlerin Temeli. Ankara, Nobel Yayıncılık, (2. Baskı Çevirisi)

KARAKUŞ, Oğuz. 2009. Kriminalistik. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı

KAYGISIZ, Mustafa. 2017. Temel Kriminalistik. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı

MADEN, Mehmet. 2021. Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı

ÖZBEK, Veli Özer. 2019. İnfaz Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 11. Baskı

ÖZBEK,Veli Özer. DOĞAN, Koray. BACAKSIZ, Pınar. TEPE, İlker. 2018. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı

ÖZEN, Mustafa. 2018. Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri. Ankara, Adalet Yayınevi, 3. Baskı

ÖZGENÇ, İzzet. 2014. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı

ÖZKARA, Erdem. 2020. Adli Tıp. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

SARITAŞ, Erkan. 2018. Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçları. İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı

SONGAR, Ayhan. 1976. Psikiyatri. İstanbul, Matematik  Araştırma Enstitüsü Baskı Atölyesi, 2. Baskı

POLAT, Oğuz. 2015. Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

TEZCAN, Durmuş. ERDEM, Mustafa Ruhan. ÖNOK, R. Murat. 2007. Teorik ve Pratik Ceza Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 5. Baskı

TOROSLU, Nevzat. 2018. Ceza Hukuku Özel Kısım. Ankara, Savaş Yayınevi, 9. Baskı

YELDAN, Didem. TANERİ, Gökhan. 2020. Cinsel Suçlarda Beraat. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

YURTCAN, Erdener. 2019. Rüşvet – Zimmet – İrtikap – Görevi Kötüye Kullanma. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı

YURTCAN, Erdener. 2019. Cumhuriyet Savcısının El Kitabı. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı