KORUNAN HUKUKİ DEĞER:
Kişinin cinsel dokunulmazlığıdır. TCK’nda cinsellik özgürlük açısından ele alınmıştır. Bu sebeple suç açısından korunan hukuksal değer insanın cinsel özgürlüğü va tercihleridir.
MADDİ UNSURLAR
FİİL: Serbest hareketli bir suçtur. Sadece fiilin niteliğinin cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmesi gerekir. Ancak önemli bir nokta olarak, fiilin amacının cinsel tatmin olması zorunlu değildir. Fiil de olması gereken husus amacın cinsel olması değil başkasının rızâsına aykırı olarak cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen fiil olması yeterlidir. Bu sebeple fiili temel olarak ikiye ayırabiliriz.
Cinsel Saldırı: Bedene temas ile olabilen ve kişinin cinsel taminine yönelik gerçekleşen ancak cinsel ilişki boyutuna varmayan ve kişinin de tatmin olmasına gerek olmayan her türlü eylemdir. Son olarak cinsel saldırı olabilmesi için mağdurun rızâsının olmaması gerekmektedir. Cinsel saldırı mağdurun vücuduna organ veya sair cisim sokularak gerçekleşirse veya cinsel ilişki boyutuna ulaşmışsa 102/2’de belirlenen nitelikli cinsel saldırı suçu oluşur. (ETCK’nda “ırza tecavüz” olarak tanımlanır.)
Cinsel Taciz: Cinsel Saldırıdan farkı arada temas olmamasıdır. Söz konusu cinsel davranışların mağdura temas etmeden işlenmesi veya mağdurun cinsel sözlerle rahatsız edilmesidir. Burada da tatminin olması gerekmez, davranışların niteliği yeterlidir. Tacizde dokunma olmaz. (ETCK’nda “ırza tasaddi” olarak tanımlanır.)
FAİL: Fail herkes olabilir, erkek veya kadın ya da mağdurun aynı cinsiyetinde olan kişi de olabilir.
MAĞDUR: Herkes olabilir. Bu suçun mağduru ancak insan olabilir. Mağdurun yaşı onsekizden küçük ise çocuğun cinsel istismarı suçu oluşur. Suçun “ölü bedene” veya hayvanlara karşı işlenmesi başka suçları meydana getirir.
KONU: Suç tipindeki fiilin yöneldiği kişi veya eşya suçun konusunu oluşturur. Cinsel saldırı suçunda konu mağdurun vücut dokunulmazlığı ve vücududur.
NETİCE: Suçun temel şeklinde düzenlenen bir netice yoktur. Cinsel saldırı açısından tipiklikte tanımlanan hareketlerin işlenmesi yeterlidir. Başkaca bir netice aranmaz. Ancak bazı neticeler nitelikli hallerde işlenecektir.
SUÇUN NİTELİKLİ UNSURLARI:
– Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi:
Amacı tatmin olmasa da mağdurun vücuduna herhangi bir şekilde ve vasıta ile organ veya cisim ithal edilmesi gerekir. Bu arada mağdurun sadece onurunu zedelemek veya aşağılamak için yapılan cinsel davranışlar da cinsel saldırı olmaktadır.
– Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi:
Sağır ve dilsiz olma, körlük, aşırı şişmanlık, yaşlılık, hastalık ve benzeri durumlar kişinin bedenen kendini savunamayacağı durumlara örnek olarak gösterilebilir.
Ayrıca mağdurun akıl hastalığı, rızâsı dahilinde almış da olsa alkol ve uyuşturcu madde etkisi altında olması, ilaç yardımıyla direncinin kırılması gibi durumlar ise mağdurun ruhi bakımından kendini koruyamayacak durumda olmasını ifade etmektedir. Burada bana göre dikkat edilmesi gereken nokta, mağdurun bu gibi durumlarda, bu anların haricinde yani normal hayatında olağan olarak failin davranışlarına karşı çıkacakken, bu gibi olguların yardımı sayesinde faile karşı koyamayacak hale gelmesidir.
– Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi:
Nüfuz Kullanma; söz geçirebilme, etkili olabilme anlamındadır. Ancak bu nitelikli hal için önemli nokta, failin cinsel saldırıyı hizmet ilişkisini veya kamu görevini kullanarak işlemesidir. Yani örneğin bir müdür yanında çalışan memura karşı müdürlük yetkisini veya nüfuzunu kullanmadan bir cinsel saldırı gerçekleştirse bu nitelikli hal oluşmaz. Yani nitelikli halin gerçekleşmesi için kendisinde olan yetkiyi kötüye kullanarak işlenmesi gerekir.
– Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi:
– Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi:
Ancak cinsel saldırı açısından mağdurun direncini kırarak fiilin işlenmesine imkan veren her türlü alet veya tehdit aracını silah saymak gerektiğini düşünüyorum. Bu tür aletlerin gerçek veya sahte olması önemli değil, mağdurun algısı önemlidir. Yani mağdurun aradaki farkı anlamadığı durumlarda oyuncak tabanca bile silah olarak görülmelidir.
Birden fazla kişi deyiminden ise azmettiren veya yardım edenler dahil, fiilin iştirâk halinde işlenmesi anlaşılır.
– İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi:
Örneğin bir öğrenci yurdunda kalan öğrenciler açısından bu nitelikli hal gerçekleşebilir.
NEDENSELLİK ve OBJEKTİF İSNADİYET: Bir özellik göstermez.
SUÇUN MANEVİ UNSURU
Fiil ancak kasten işlenebilir. Burada kastın failin amaç unsuru içinde değil yapılan hareketlerin maddi şekli olarak anlaşılması gerekmektedir. Kastın önemli noktası olan bu durum failin hareketi cinsel amaçla gerçekleştirmemesi halinde bile, fiilin maddi olarak cinsel davranış olması anlaşılır. Yani fail cinsel bir amaç gütmeden ama bilerek mağdurun kalçasına bir tokat atsa fiilin kendisi cinsel davranış olarak algılandığında mağdurun rızâsı dışında atılmışsa cinsel saldırı olarak değerlendirilmesi gerekir.
HUKUKA AYKIRILIK UNSURU:
Rızâ konusu cinsel saldırı suçunun en önemli noktalarından birisini oluşturur. Bu sebepten bu unsuru geniş olarak işleyeceğim.
Cinsel saldırı suçu açısıdan rızânın olması fiilin hukuka uygunluk sebebi olarak görüldüğünden ve bu suçun da hassas bir konu olması sebebiyle “rızâ” unsuru her zaman tartışmalı olmaktadır. Rızâ kişinin kendisine ait ve tasarruf edebileceği bir “hakkı” konusunda karşı tarafa açıkladığı irade beyanı, verdiği izin olarak anlaşılır. Suç açısından kişinin kendine ait olan cinsel özgürlüğü ve cinsel isteği ile ilgili açık rızâsı fiili hukuka uygun hale getirir. Cinsel saldırı davalarınnın büyük bölümünde failin savunmasında karşı tarafın rızâsı ile ilgili konular görürüz. Rızâ çeşitlerini inceleyelim.
Açık-Gerçek Rızâ:
Hak sahibinin subjektif değerlendirmesidir. Bu değerlendirme açık olarak karşı tarafa sözle bildirilir. Fiilin kabul edileceğinin hak sahibi tarafından onaylanmasıdır. Ayrıca hak sahibinin “rızâ göstermeye ehil”olması yani “rızâ ehliyetine” sahip olması gerekir. 15 yaşından küçük kişiler için kendi cinsel davranışları hakkında fiil ehliyeti yoktur. 15 ila 18 yaş arasıda olup, cinsel davranışların anlam ve önemini algılayabilecek durumda olmayanlarda “rızâ ehliyeti” bulunmaz.
Zımmi-Örtülü Rızâ:
Rızâ ehliyeti olan ilgili hak sahibinin rızâsını sözleriyle açık seçik olmayıp, davranışlarıyla örtülü olarak açıklamasıdır. Somut olaya göre kişinin davranışları algılaması sonucu “itiraz etmemesi zımmi olarak devamına izin vermesi”, olarak düşünülebilir.
Rızâ İnşası:
Kişinin rızâ göstermediği herhangi bir cinsel davranıştaki “Hayır cevabını” “evet cevabına” çevirmek için kullanılan ve ‘fiziksel zorlama içermeyen’ bütün yöntemlerdir. Cinsel davranışa olağan hayat içerisinde rızâ göstermeyecek mağdurun, failin çeşitli davranışları veya sözlerinden etkilenerek, fiile rızâ göstermesidir. Cinsel saldırı suçu açısından en önemli detaylardan birisini oluşturur. Ancak, somut olayın özelliklerine göre değerlendirmek gerekir. Rızâ ehliyetine sahip mağdurun belli şartlardaki davranışlara (örneğin öpüşmek, dokunmak gibi) rızâ göstermesi; sonrasında daha ileri seviyelere de rızâ göstereceği anlamına gelmez. Cinsel ilişkinin doğasında olan bazı sebeplerden (genel olarak kadının istediği halde istemediğini söyleyeceğini belirten bazı algılar veya kadının istediğini söylemesinin ahlaksızlık olarak algılanacağı korkusuyla söylemeyeceği ön fikri vb) kadın tarafının nazlandığı gibi bir algının oluşması sonucu özellikle kadın tarafının gerçek fikrinin-rızâsının nerede başlayıp nerde bittiğinin anlaşılamaması sonucu erkeğin kendisine rızâ gösterildiğini düşünerek davranışlarının seviyesini geri dönülemez bir hale getirmesi söz konusu olabilir. Burada asıl önemli olan somut olayda ikilinin ilişki düzenli olmaktadır. Örneğin evli olan kadın ile erkeğin birbirlerini yanlış anlamaları sonucu bazı cinsel saldırı eylemlerinin olduğu fakat toplum yapısı sebebiyle bunun çok da ortaya çıkmadığını söyleyebiliriz. Burada söylenmesi gereken; Rızâ inşasının kasıtlı olması ve mağdurun farkında olmayarak iradesinin kırılması gerekmektedir.
Varsayılan/Mefruz Rızâ:
Mefruz; “farz haline gelmiş, çok lüzumlu hale gelmiş” anlamındadır. Hak sahibinin rızâsı var kabul edilerek, (farz edilerek) işlem yapılmış olduğunu gösterir. Ancak zımmi rızâ değildir, “rızâ sahibinin” durumu öğrendiği zaman “doğal olarak rızâ göstereceği” yani hayatın doğal akışına dayanılarak rızâ göstermesi gerektiğini ifade eder. Hak sahibinin gerçeği bilmesi durumunda veya olayın sonunda rızâ göstereceğine olan inanç sebebiyle ortaya çıkan rızâdır. Tıbbi müdahale esnasında kendinde olmayan hasta için gerekli olan işlemlerin yapılması sonunda ortaya çıkan “rızâ” gibi.
Gerçek rızâ ile farkı kişinin rızâsının zamanında alınamıyor olmasıdır. Karşıdakinin; rızâ göstereceğine emin kişinin fiilini işlemesi sonucunda karşıdakinin fiilden sonra olaya rızâ göstermesidir. Kişinin öngörüsüne dayalı bir durum ortaya çıkmaktadır. Cinsel saldırı suçu açısından; mefruz rızâ mümkün değildir.
Hipotetik Rızâ:
20. yy’ın sonlarından itibaren, Alman Özel Hukukunda gelişen, hekimlerin aydınlatma yükümlüğünü ihlal ettikleri durumlardan hareketle ortaya çıkan “hipotetik rızâ” kavramıdır. Hipotetik rızâ, hekimlerin aydınlatma görevlerini ihlal etmeleri veya yanlış bilgi vermeleri sebebiyle gerçekte, geçerli bir rızânın bulunmadığı, ancak sonradan hastanın gerçeği öğrenmesi sonucu müdahaleye onay vermesidir.
Arzu:
Cinsel saldırı suçu açısından açıklanması gereken bir duygudur. TDK açısından birinci anlamı “istek, dilek” ve ikinci anlamı ise “heves” olarak düzenlenir. Birlikte olan, sevgili olan, arkadaş olup flört eden çiftler açısından önemli bir detaydır. ikilinin bir tarafının bazı hareketlere arzu duymasının cinselliğin ileri seviyelerine de istekli olduğunun ispatı olmadığını kabul etmek gerekir.
Öpüşmek için arzu duyan kadının bu hareketinden illaki cinselliğin her safhasını yaşamak istediği gibi bir anlam çıkaran erkeğin durumunu düşünürsek. Kadının öpüşmek istemesi, diğer aktiviteleri de yapmak istediğine dair bir kanıt olmayacaktır. Zira, kadın cinsi ile erkek cinsinin ilişkiye bakışı ve algılayışı farklıdır. Kadın için bazı durumlarda sadece öpüşmek ve ileri gitmemek yeterli ve gerekli olabilir, ancak erkek için bu durum farklı sonuçlar doğurabilir. kendi doğallıklarının getirdiği bazı mecburiyetler ikisini farklı tepkiler vermeye zorlayabilir. İnsan cinsi açısından bu durumu anlamak için belki de bazı hayvanların çiftleşme ritüellerine bakmak gerekir. Bir çok hayvanın doğasında çiftleşmek gayet mekanik ve fizyolojik bir ihtiyaçtır. Kendi içgüdülerinin getirdiği bir mecburiyettir. Bu sebeple hayvanlar çiftleşmek istediklerinde gerçekten
çiftleşmek istediklerini biliriz. Ancak insan türü için bu tam olarak geçerli olmayabilir.
İnsanın bilinç ve duygu bütünlüğü hayvandan çok farklı ve gelişmiştir. Özellikle kadınlardaki bilinç ve farkındalık erkeklerden çok farklıdır. Bu sebeple insan türü bazan tam olarak çiftleşmek ve fiziki tatminin ötesine geçen duygu tatmini yaşamak ihtiyacı içinde olabilir. Bu duygular, yapılan cinsel görünümlü ama tam olarak çiftleşmek olmayan hareketler vasıtasıyla da yaşanabilir. Örneğin bir kadın; sevgilisiyle sadece dışarda gezerek veya cinsellik harici bazı davranışlarla bile, duygusal tatmin ve mutluluk yaşayabilir. Erkekler ise hem toplumsal hatalı öğretiler ve hem de genetik kodlarında olan bazı farklılıklar sebebiyle duygu tatminlerini kadınlardan farklı oranda ve noktada yaşarlar.
Basitleştirirsek erkeğin tatmin noktası ve şekli ile kadınınkiler farklıdır genellikle. Bu sebeple erkeğin belli noktadan sonra durması veya geri çekilmesi kadından daha zor olmaktadır. Kadının arzusunu kendisi gibi anlayan erkek cinsi, kadının fiziki ve duygusal tatmin noktasını da kendisi gibi zannettiği durumlarda kadının belli bir noktada ifade ettiği “RED” cevabını anlamaz veya anlamak istemez. Bu durum erkeğin; şiddete, zorbalığa daha yatkın veya elverişli olmasından da kaynaklanır. Tabiki ikili ilişkiler açısından tersi de mümkündür, ancak burada söylenmesi gereken şudur ki, bir çok çiftin yaşadığı ve sırf çift oldukları için şikayet konusu olmayan bu gibi durumlar toplumda düşündüğümüzden daha fazladır. Ayrıca ilişkinin durumuna göre değişmekle birlikte cinselliğin doğasında olan bazı etkenler de yanlış anlamalara ve çeşitli sıkıntılara sebep olabilmektedir.
Cinsel saldırı suçu açısından rızânın çok önemli ve detaylı bir konu olduğunu bilmek gerikir. Hangi rızâ durumunda olursa olsun en önemli noktalar; cinselliğin gayet karmaşık bir faaliyet olduğu ve her iki taraf açısından tam olarak durulması gereken noktanın neler olduğu açıklıkla bilinmesi gerekir. Tersi durumlarda her ilişkide bir cinsel saldırı potansiyeli olduğunu anlamak gerekir.
Doğaldır ki birbirini tanımayan kişiler arasında ve aykırı kişiler arasındaki cinsel saldırı fiillerinde bu açıkladığımız rızâ türlerinin hiçbiri uygulanmaması gerekir. TCK’nın düzenlemesi sebebiyle cinsel saldırı suçu açısından mağdur taraf avantajlıdır ve bu gayet anlaşılabilir ve doğru bir bakış açısıdır. Ancak bazı durumlarda çok aykırı ve düzesniz sonuçların doğabileceğini ve taraflar açısından çok farklı durumlar ortaya çıkabileceğini de gözden kaçırmamak gerekmektedir.
NETİCE SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ CİNSEL SALDIRI:
>> Bitkisel hayata girmesi veya ölümü: 102/5 fıkrasında düzenlenen netice mağdurun ölmesi veya bitkisel hayata girmesidir. Doğaldır ki neticenin cinsel saldırının sonucu olması gereklidir.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ:
TEŞEBBÜS: Sırf hareket suçu olması sebebiyle, icra hareketlerinin tamamlanmasıyla suç oluşur ancak, icra hareketleri bölünebiliyorsa ve bölümlerden birisinde kesilmişse teşebbüs mümkün olacaktır. Teşebbüsün cinsel saldırı fiilinemi yoksa nitelikli cinsel saldırı fiiline mi yönelik olduğu somut olaya ve oluşa göre değerlendirilmek zorundadır.
Maddenin birinci fıkrası, suçun temel şeklini ikiye ayırarak düzenler. Bunlardan birisi “sarkıntılık” düzeyinde kalan ve ETCK’da ırza tasaddi olarak tanımlanan fiildir. Diğeri de “temas ile” işlenen ancak vücuda organ sokmayı içermeyen cinsel saldırıdır. Maddenin ikinci fıkrasında ise ETCK’da “ırza tecavüz” olarak tanımlanan fiil suçun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. ETCK’da açıklanan “tasaddi ve tecavüz” ayrı maddelerde işlenen farklı suç tipleri idi. Ancak TCK’nda bu iki fiil birleştirilmiş ve birisi suçun temel şeklini, diğeri nitelikli halini oluşturmuştur. Bu durum teşebbüs açısından bazı sorunlara sebep olabilmektedir.
TCK 43/2 “suçun temel şekli ve nitelikli halleri aynı suç sayılır” hükmü gereğince 102’nin bir ve ikinci fıkraları tek suç sayılmak zorundadır. Bu durumda 102/2, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsün mümkün olmaması gerekir. Ancak Yargıtay bazı kararlarında somut olayın farklılıklarına göre “nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs” şeklinde kararlar vermektedir.
İŞTİRAK: İştirakin her çeşidi mümkündür. Ayrıca 102/3-d bendi uyarınca suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi, ağırlaştırıcı nitelikli hali oluşturur.
İÇTİMA: Maddenin dördüncü fıkrasına göre; cinsel saldırı ile birlike uygulanan cebir; kasten yaralamanın ağır neticelerinden birisini oluşturması halinde bu iki suç arasında gerçek içtimâ uygulanır. İçtima konusunda diğer hallerde bir özellik yoktur.
SORUŞTURMA USÛLÜ VE YAPTIRIM:
Suçun temel şekli ve 2. fıkrasında düzenlenen (eşe karşı işlenmesi) hali şikayete bağlıdır. Diğer hallerde re’sen souşturulur. Ayrıca uzlaştırmaya tabi değildir.
SUÇUN İSPATI, İTİBAR KARİNESİ, GEÇMİŞ İLİŞKİLER:
Cinsel saldırı suçunun doğasından kaynaklanan ispat zorlukları olup, bu durum mağdurun şikayet etmekten çekinmesi, suçun kanıtlanmasının zorlaşması ve bir çok cinsel saldırı olayının aile içinde kalmasını veya yargıya aktarılmamasını sağlamaktaydı. Ayrıca ETCK döneminde bu tür suçlarda uygulanan genel muhakeme usülleri, mağdurun cinsel saldırı suçundan gördüğü zararın ve psikolojik sorunların, muhakeme aşamasında tekrar ön plana çıkması ve belki mağdurun suçtan daha fazla zarar görmesine sebep olmaktaydı. Yerinde bir tercih olarak TCK’nda cinsel saldırı suçu açısından ispat külfeti bir anlamda şüpheli-sanığa yüklenmektedir.
Bunun en önemli sebebi itibar karinesi olarak adlandırılmaktadır.
İtibar Karinesi: Görgü tanığı bulunmayan olaylarda; mağdurun olayın duyulmasını göze alarak şikayette bulunması sonucu, namus ve iffetini ortaya koyarak sanığa iftira atmasının hayatın doğal akışına aykırı bulunması sebebiyle doğruyu söylediğinin düşünülerek, ifadelerine itibar edilmesidir. Gerçekten de toplum yapısından dolayı, bu suçun mağdurları şikayet ile yargılama aşamalarında psikolojik sorunlar yaşamaktalar ve iddia ettikleri fiilin sonucu olarak sadece bu iddiaları bile kendilerine ciddi zararlar vermektedir.
Geçmiş İlişkiler: Eskiden mağdurun geçmişte yaşadığı ilişkilerin dikkate alınması sonucu olarak; mağdurun inindırıcılığı sogulanıyor ve geçmişinde başka ilişkiler bulunabilen mağdur adeta suçlu durumuna düşüyordu. Bu sebeple mağdurun geçmiş ilişkilerinin, yargılama ve inandırıcılık konusunda hiç bir önemi olmaması gerekmektedir.
Gecikmiş Bildirim: “Derhal ihbar” genellikle ceza kanunlarında mağdurun inandırıcılığını arttıran bir etken olsa da, cinsel saldırı mağdurları için bu kuralın geçerli olmaması gerekir. Nitekim bir çok ceza kanununda bu ilke benimsenmekle birlikte cinsel saldırı fiillerinde bu ilke dikkate alınmamaktadır. Çünkü hem kadınların hem çocukların durumu göz önüne alındığında mağdurun olaydan sonraki psikolojik ve sosyal durumunu düşünerek derhal yetkili makamlara durumu yansıtamayabileceği bilinmelidir. Ayrıca fiilin psikolojik etkilerinin zaman geçtikçe azalması değil bazı durumlarda artması da söz konusu olabilmektedir. Bu gibi insani ve doğal gerekçeler sebebiyle derhal ihbar etmeyen mağdurun inandırıcılığının azalması sonucunun doğmaması gerekir.
Ancak sonuç olarak söylemek gerekir ki her olay ve insan kendine özgü olmakta ve her fiili ve olayı kendi şartlarında değerlendirmek gerekir.
KAYNAKLAR:
ARTUÇ, Mustafa. BAYYURT Yıldırım. 2008. Gerekçeli, Karşılaştırmalı, Tablolu, Eski ve Yeni Metinleriyle TCK-CMK-CGİK. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 6. Baskı
ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. 2021. Ceza Hukuku Özel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 19. Baskı
ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. YENİDÜNYA, A. Caner. 2014. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 8. Baskı
CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2007. Kişilere Karşı İşlenen Suçlar Cilt-1. Ankara, Beta Yayınları, 1. Baskı
CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2010. Türk Ceza Hukukuna Giriş. Ankara, Beta Yayınları, 6. Baskı
DÜLGER, Murat Volkan. 2020. Bilişim Hukuku ve İnternet İletişim Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 8. Baskı
GÜNAY, Erhan. 2008. Adli Muayene ve Otopsi. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı
HOUCK, Max M. SIEGEL, Jay A. Çev. Edit. DOĞAN, Yeşim. 2016. Fundamentals of Forensic Science / Adli Bilimlerin Temeli. Ankara, Nobel Yayıncılık, (2. Baskı Çevirisi)
KARAKUŞ, Oğuz. 2009. Kriminalistik. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı
KAYGISIZ, Mustafa. 2017. Temel Kriminalistik. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı
MADEN, Mehmet. 2021. Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı
ÖZBEK, Veli Özer. 2019. İnfaz Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 11. Baskı
ÖZBEK,Veli Özer. DOĞAN, Koray. BACAKSIZ, Pınar. TEPE, İlker. 2018. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı
ÖZEN, Mustafa. 2018. Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri. Ankara, Adalet Yayınevi, 3. Baskı
ÖZGENÇ, İzzet. 2014. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı
ÖZKARA, Erdem. 2020. Adli Tıp. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
SARITAŞ, Erkan. 2018. Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçları. İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı
SONGAR, Ayhan. 1976. Psikiyatri. İstanbul, Matematik Araştırma Enstitüsü Baskı Atölyesi, 2. Baskı
POLAT, Oğuz. 2015. Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
TEZCAN, Durmuş. ERDEM, Mustafa Ruhan. ÖNOK, R. Murat. 2007. Teorik ve Pratik Ceza Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 5. Baskı
TOROSLU, Nevzat. 2018. Ceza Hukuku Özel Kısım. Ankara, Savaş Yayınevi, 9. Baskı
YELDAN, Didem. TANERİ, Gökhan. 2020. Cinsel Suçlarda Beraat. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
YURTCAN, Erdener. 2019. Rüşvet – Zimmet – İrtikap – Görevi Kötüye Kullanma. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı
YURTCAN, Erdener. 2019. Cumhuriyet Savcısının El Kitabı. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı