Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu, TCK madde 239’da işlenmiştir. Bu suçu incelemeden önce “sır” teriminin ne olduğu ve nasıl anlaşılması gerektiği bilinmelidir.

Sır:

Herkesçe bilinmeyen veya bilinmesi mümkün olmayan, sahibinin iradesi açısından gizli kalması gerektiğini düşündüğü, her türlü bilgi ve belgedir. Tanımımızdaki iki önemli unsur “hayatın normal seyrinde herkesin bilmesi mümkün olmayan veya bilemeyeceği” ve “sahibinin iradesi -başkaları tarafından bilinmesi konusunda- olumsuz olan” bilgidir. Birisi “imkan ve diğeri olumsuz irade” ile ilgilidir.

İmkan unsuru;

herkes tarafından bilinemeyecek veya hiç bir çaba göstermeden ulaşılabilecek bilgiler “sır” olarak değerlendirilemez. Bir örnek ile açıklamak gerekirse, bir anonim şirketin bilançosu veya genel kurulun kararları; ticaret gazetesinde ilan edildiğinde herkes tarafından öğrenilebilecek bilgilerdir. Bu sebeple bunlar ilandan sonra “sır” olma niteliği taşımazlar. Çünkü isteyen herkes bu kararlara veya bilançoya ulaşabilir. Ancak örneğin bir fabrikanın ürünlerinin üretim şartları veya üretilen ürünün işlenme prosedürü isteyen herkesin ulaşabileceği bilgiler değildir. Bu bilgilere ancak izni olan veya yetkili kişiler ulaşabilir. Özel bir çaba olmadan bu tür bilgilere ulaşmak herkes için imkan dahilinde değildir. İmkan unsurunu; “herkesin rahatça ulaşabilmek imkanına sahip olmaması şeklinde anlamak gerekir.”

Olumsuz irade unsuru;

sır sahibinin özünde olan bilgiyi başkalarıyla paylaşmak isteğinin olmamasıdır. Fabrikanın sahibi kişi üretimi ile ilgili bilgileri kamuoyuna açmak istemişse veya buna izin vermişse, artık bu olumsuz irade unsuru yok olmuştur. Sırrın sahibi tarafından “kimseye açıklanmamak veya belirli kişiler dışında bilinmemesi” isteği, sırrın olumsuz irade unsurudur. Kişinin özel alanında bulunan olgu ve olayları açıklamak isteği yoksa veya kendisi bunları açıklamamışsa, bu sırları konusunda olumsuz iradeye sahip demektir. Sır sahibinin olumsuz iradesi açık olabileceği gibi zımmi de olabilir. Sahbinin sırrı açıklama iradesi açık seçik veya yazılı olarak oluşmadıkça sırrın açıklanmaması konusunda zımmi iradesinin olduğunu düşünmek gerekir.

Sır niteliğindeki bilgi ve belgelerin kaynakları:

Sır genel olarak üç durumdan kaynaklanabilir. Birincisi “kanundan doğan sır,” ikincisi işin “doğası gereği ortaya çıkan sır” ve üçüncüsü “sahibinin açık iradesi ile doğan” sırdır. Kanundan kaynaklanan sır dışında kalan iki alternatif de yoruma açık olmakla birlikte genellikle ticari hayatta uygulanan üretim araç gereç ve özelliklerden, mesleğin doğası ve işin gereğinden kolayca anlaşılabilecektir.

Örneğin yeni bir faydalı model çizen kişi veya yeni bir makina tasarımı yapan mühendis açısından, ortaya konulan ürünün ve özelliklerin sır niteliğinde olması gayet doğaldır. Veya örneğin kişinin aile içersindeki konuşmalarının sır olması gerektiğini herkes bilir. Bu tür özel konuşmalar sahibi tarafından açıklanmadıkça sır özelliğini koruyacaktır. Ancak bazı olguların sır olduğunu sahibi özellikle belirtmek isteyecektir.

Örneğin iki kişinin bir konu üzerindeki konuşmalarından önce birisinin bu konuşulanları sır olarak gördüğünü ve karşıdakinin bunu saklaması gerektiğini söylemesi durumunda; konuşulanlar karşıdaki tarafından sır gibi görünmeyen normal konular olarak algılanmaz. Önemsiz konular da olsa bunların açıklanmaması gerektiğini sahibi özellikle belirttiğinden bunlar sır kapsamına girmiştir.

Sır konusunda Anayasa’nın “özel hayatın gizliliğini koruyan” 17. maddesi, Medeni Kanun’un 23 ve 24. maddeleri bulunmaktadır. Bu sebeple kişilerin özel hayatı ve kanunlarda sayılan olgular kanundan kaynaklanan sırlar niteliğindedir. Kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması temelinde özel hayatın gizliliği ve bağımsızlığı olguları yatar.

Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu, açısından incelemek gerekirse “sır”; ticari hayatta meydana gelen olgu ve olaylar, bankacılık sırrı niteliğindeki sırlar veya müşterilerine ait olan sırları kapsamaktadır. Diğer kanunlarda korunan sırlara nispeten TCK, daha önemli veya hassas gördüğü sırları daha sıkı bir korumaya almıştır.

Bu suç “ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar” konu başlığında incelenir. “Korunan hukuki değer” kamusal niteliktedir, aslında ekonomik ve ticari hayatın güvenliğidir. Suçun hukuki konusu da madde metninde bahsedilen “korunması gereken sırlara sahip” ticari işletmele veya bankalar ile müşterilerdir. Suç ancak belirli kimseler tarafından işlenebilir, yani özgü suçtur. “Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği” tanımından suçu, ancak bu niteliklere haiz kişilerin işleyebileceğini anlıyoruz. Kısaca fail ancak bu sırları saklamakla mükellef olan “garantör” kişiler olabilir. Suçun konusu ile mağduru aynıdır, ancak zarar gören kişiler değişebilir. Örneğin bir anonim şirketin sırlarının açıklanması sonucu şirketin tüzel kişiliği zarar gördüğü gibi, hisse senedi değerlerindeki düşüş sonucu pay sahipleri de zarar görebilir. Fiil icra ile işlenebileceği gibi icraya eşit ağırlıkta ihmali hareketle de işlenebilir. Örneğin basın açıklaması sırasında şirketin sırlarıın bulunduğu dosyayı, basın mensuplarının bulması için bilerek masasında unutan kişi hakkında suçu ihmalen işlemiştir denilebilir. Çünkü “görevi gereği” koruması gereken sırrı korumamış ve açığa çıkmasını sağlamıştır. Ancak suç sadece özel kast ile işlenebilir bir suçtur. Madde metninde “yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi” deyiminden bunu anlıyoruz.

Suçun oluşması açısından “illiyet ve objektif isnadiyet” aranması gerekir. maddenin üç ve dördüncü fıkraları suçun nitelikli halleridir. Hukuka uygunluk sebeplerinden “kanunun hükmü ve ilgilinin rızâsı” uygundur ve uygulanabilir. Çünkü kanunun açık hükmü veya izni varsa suç oluşmayacaktır ve ilgilinin rızâsı varsa yani “mevzu sırrın” açıklanmasına rızâsı varsa yine aynı şekilde suç oluşmayacaktır. Suç şikayete bağlı olduğu için sır sahibinin şikayetinin olması durumunun; rızâsının olmadığı anlamına geleceğini düşünmek hatalı olur. Çünkü rızâ gösterenin iradesinde değişiklik olması halinde, baştan gösterdiği rızâ uygunsa suç tamamlandıktan sonra fikrinin değişmesi geçerli olmaz. Ancak kapalı rızâ varsa durum biraz karışık hale gelebilir. İlgilinin kapalı rızâsından ne anlaşılması gerektiği önem kazanır. Rızâ suçtan önce olmalıdır, en azından icra hareketleri esnasında olmalıdır. Bu türden bir rızâ varsa ve icra hareketlerinin başlamasından sonra fiil tamamlanmadan sahibinin rızâsı geri alınmışsa bu geri alınan rızâ fiili hukuka aykırı hale getirebilir. Mefruz rızâ durumunda ise hakimin takdiri önemli hale gelecektir. Çünkü sır sahibi; “fiilin gerçekleşmesi durumda bunları daha önceden bilseydi izin verecek olduğu bilinen rızâ” (mefruz rızâ) varsa; yine “ilgilinin rızâsı” hükümlerinin uygulanması gerekecektir. “Amirin emri” durumunda suç oluşacaktır ve amirin emri bu suç için uygulanamaz. Çünkü TCK 24/3 fıkrası hükmünce “konusu suç teşkil eden bir emir uygulanyorsa, uygulayan sorumluluktan kurtulamaz”.

Suç açısından “meşru müdafa” mümkün değildir. ancak “zorunluluk hali” durumunda TCK 25/2 fıkrası uygulanabilir. “Cebir, şiddet, korkutma ve tehdit hükümleri ve hata maddeleri”; suç açısından uygundur ve uygulama imkanı vardır. Suç teşebbüse uygun değildir, çünkü kişi tarafından sırrın açıklanmasıyla suç tamam olur, netice aranmaz. Suç, bir tehlike suçu olduğu için açıklamak filinin tamamlanması ile oluşur. Sırrın başkaları tarafından duyulup duyulmadığının veya kullanılıp kullanılmadığının, suçun oluşması açısından bir önem yoktur. Suç “iştirâk ve içtimâ” genel hükümlerine uygundur. Özgü suç olduğu için “bağlılık kuralının” detaylı olarak uygulanmsı gerekebilir. Azmettiren veya yardım edenler açısından suçun tamamlanmış olması gerekir.

KAYNAKLAR:

ARTUÇ, Mustafa. BAYYURT Yıldırım. 2008. Gerekçeli, Karşılaştırmalı, Tablolu, Eski ve Yeni Metinleriyle TCK-CMK-CGİK. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 6. Baskı

ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. 2021. Ceza Hukuku Özel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 19. Baskı

ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. YENİDÜNYA, A. Caner. 2014. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 8. Baskı

CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2007. Kişilere Karşı İşlenen Suçlar Cilt-1. Ankara, Beta Yayınları, 1. Baskı

CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2010. Türk Ceza Hukukuna Giriş. Ankara, Beta Yayınları, 6. Baskı

DÜLGER, Murat Volkan. 2020. Bilişim Hukuku ve İnternet İletişim Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 8. Baskı

GÜNAY, Erhan. 2008. Adli Muayene ve Otopsi. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı

HOUCK, Max M. SIEGEL, Jay A. Çev. Edit. DOĞAN, Yeşim. 2016. Fundamentals of Forensic Science / Adli Bilimlerin Temeli. Ankara, Nobel Yayıncılık, (2. Baskı Çevirisi)

KARAKUŞ, Oğuz. 2009. Kriminalistik. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı

KAYGISIZ, Mustafa. 2017. Temel Kriminalistik. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı

MADEN, Mehmet. 2021. Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı

ÖZBEK, Veli Özer. 2019. İnfaz Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 11. Baskı

ÖZBEK,Veli Özer. DOĞAN, Koray. BACAKSIZ, Pınar. TEPE, İlker. 2018. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı

ÖZEN, Mustafa. 2018. Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri. Ankara, Adalet Yayınevi, 3. Baskı

ÖZGENÇ, İzzet. 2014. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı

ÖZKARA, Erdem. 2020. Adli Tıp. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

SARITAŞ, Erkan. 2018. Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçları. İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı

SONGAR, Ayhan. 1976. Psikiyatri. İstanbul, Matematik  Araştırma Enstitüsü Baskı Atölyesi, 2. Baskı

POLAT, Oğuz. 2015. Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

TEZCAN, Durmuş. ERDEM, Mustafa Ruhan. ÖNOK, R. Murat. 2007. Teorik ve Pratik Ceza Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 5. Baskı

TOROSLU, Nevzat. 2018. Ceza Hukuku Özel Kısım. Ankara, Savaş Yayınevi, 9. Baskı

YELDAN, Didem. TANERİ, Gökhan. 2020. Cinsel Suçlarda Beraat. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı

YURTCAN, Erdener. 2019. Rüşvet – Zimmet – İrtikap – Görevi Kötüye Kullanma. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı

YURTCAN, Erdener. 2019. Cumhuriyet Savcısının El Kitabı. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı