Bu suç 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da öngörülmektedir. Kanunun üçüncü maddesinde terörizmin finansmanı hakkında fon sağlanması veya toplanması yasak fiilleri işlenmiştir. Aynı kanunun dördünce maddesi ise suçu tanımlamaktadır. Buna göre üçüncü maddede düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilgili olmasa dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlayan veya toplayan kişi cezalandırılmaktadır.
KORUNAN HUKUKİ DEĞER:
Terörizmden direkt olarak etkilenen “toplum güvenliği ve kamu düzenidir”. Bu suç açısından fiil çeşitli özellikler gösterir.
MADDİ UNSURLAR
FİİL: 6415 sayılı Kanun’un üçüncü maddesinde sayılan terör suçlarının ve eylemlerinin meydana gelmesine yardım etmek veya terör eyleminin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla; kullanılacak “parayı toplamak”, bu parayı terör örgütüne “ulaştırmaktır”. Seçimlik hareketlerden oluşan suçun hareketlerini şu şekilde açıklayabiliriz.
Fon Sağlamak:
Kendisi veya başkasının malvarlığının bir kısmını veya tamamını örgütün kullanımına aktarmaktır.
Fon: Para ile temsil edilebilen her türlü taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayrimaddi mal, hak, alacak ile bunları temsil eden herşey. Tanımdan da anlaşılacağı gibi para ile ölçülebilen her türlü menfaat; fon sayılmaktadır. Fonun miktarı suç açısından önemli değildir. Ayrıca “örgüte silah sağlamak” bu suçu oluşturmaz, çünkü TCK 315. madde bu suçu ayrıca düzenlemiştir. Örgüt üyesi olmayan kişinin, örgüte bilerek ve isteyerek yardımı durumunda bu kişi de örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır (TCK m. 220/7). Fon; legal yollardan elde edilmiş olabileceği gibi, illegal yollardan da elde edilmiş olabilir. Suç açısından fonun elde edilme yöntemi önemli değildir. İllegal yöntemlerle elde edilmiş fon hakkında oluşan farklı suçların ayrı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Fon Toplamak:
Kısaca terör örgütüne aktarılacak fonun üçüncü kişilerden elde edilmesidir. Örneğin Fetö/PDY örgütüne fon sağlanmak için; devlet kadrolarına sızmış olan örgüt mensuplarından aylık olarak “himmet” olarak adlandırılan paraları toplayıp örgüte ulaştırmak veya “kermes düzenlemek” gibi faaliyetler düzenleyerek kişilerin el emeklerini satarak gelirini örgüte ulaştırmak fiillerinin bu açıdan değerlendirilmesi gerekir.
Örgüte bağlı bir vakıf vasıtasıyla toplanan paraları örgüte ulaştıran vakıf yönetcisi için bu suç söz konusu olur. Ancak vakfa yardım eden kişiler açısından bu suç oluşmaz. Burda belirtilmesi gereken ayrı bir konu da özellikle zengin iş insanlarının örgüte ait vakfa büyük miktarlarda gerçekleşen bağışlarının nasıl değerlendirileceğidir. Hayatın olağan akışına aykırı olacak böyle yardımlarla; büyük paralar veya malvarlığı bağışı yapan kişinin, örgüte yardım ettiğinin, fon sağladığının farkında olmaması düşünülemez. Sonradan yargılama esnasında bağışların örgüte gittiğini bilmediğini söylese de böyle durumlarda somut olayın özelliklerine göre bu suçun oluşabildiğini göz ardı etmemek gerekir.
FAİL: Terör örgütünün yöneticisi, kurucusu veya üyesi dışındaki herkes fail olabilir. Ayrıca failin kamu görevlisi olması; maddenin dördüncü fıkrasında bulunan nitelikli hali oluşturacaktır (6415 s. Kanun m. 4/4). Örgüt üyesinin bu suçu işlemesi durumunda; failin eylemi zaten TCK 314. madde’nin ikinci fıkrası gereği daha ağır olan nitelikli hali oluşturacağından, kişi bu suç açısından cezalandırılmaz.
KONU: Korunan hukuki değer; aynı zamanda suçun konusunu oluşturur. Toplumun esenliği açısından terör örgütüne aktarılan ve maddi değer taşıyan para, mal gibi menfaatler terör örgütünün güçlenmesine ve toplumum gördüğü zararların artmasına sebep olacaktır. Bu nedenle teröre maddi destek vermek gibi bir sonucu olan suç açısından, topluma zarar veren terör örgütlerinin güçlenmesi aynı zamanda toplum birliğinin zayıflaması anlamına gelir.
MAĞDUR: Uluslararası toplum veya genel olarak “toplumdur”.
NETİCE: Söz konusu suç “sırf hareket” suçudur. Suçun oluşması için netice aranmaz. seçimlik hareketlerden birisinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Bu sebeple sağlanan fonun örgüte ulaşmaması veya hiç kullanılmamış olması durumlarında da suç oluşur. Suç aynı zamanda “soyut tehlike suçudur”, bu sebeple netice suçu etkilemez.
Suçun cebir veya tehdit ile işlenmesi halinde, hem 6415 s. Kanun’un 4. maddesi ve hem de 5237 s. TCK’nun 149/1-g bendi (nitelikli yağma) oluşur. Bu halde 4. madde’deki “içtimâ” hükmü uyarınca “nitelikli yağma” cezası uygulanacaktır (TCK m. 149/1-g).
Fiil daha az cezayı gerektiren başka bir suçla birlikte işlenmişse TCK 44. Madde’si gereği, fail yalnızca 6415 s. Kanun’un 4. madde’sine göre ceza alacaktır.
Terör örgütü için sağlanan “fon”, daha sonra bu niteliğini gizlemek amacıyla bir kısım işlemler ile “temizlenmek”, “aklanmak” veya başka şekillerde “bu paraya meşruiyet kazandırmak” istendiğinde; bu suç yanında TCK m. 282/3 oluşacaktır. Bu durumda “gerçek içtimâ” hükümleri uygulanmalıdır.
SUÇUN MANEVİ UNSURU
Bu suç madde metninde geçen “bilerek ve isteyerek” terimleri sebebiyle ancak “doğrudan kast” ile işlenebilir. Bu sebepten suç “özel kast” ile de işlenebilir. Suçun taksirle işlenmesi olanağı yoktur.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ ŞEKİLLERİ:
TEŞEBBÜS: Suç; “soyut tehlike suçu” ve “sırf hareket suçudur”. Bu nedenle suç teşebbüse uygun değildir. Ancak bazı yazarlar bu suç açısından teşebbüsün mümkün olduğunu söylerler.
İŞTİRAK: İştirakin her çeşidi mümkündür.
İÇTİMA: Suçun “sahtecilik” suçları ile birlikte işlenmesi halinde TCK 212. maddesi’ndeki “gerçek içtimâ” hükmü uygulanmalıdır. Şartları oluşmuşsa “bileşik suç” olarak da görülebilir. Fail açısından terörizmin finansmanı suçu; yoğunluk ve süreklilik arzediyorsa; TCK 314/2 fıkrasındaki “örgüt üyeliği” suçuna dönüşebilir.
TCK m. 282’de incelenen “suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama” suçu ile “terörizmin finansmanı” suçu arasında yakın ilişki oluşabilir. İkisi de genellikle uluslararası işlemler yapılmak suretiyle gerçekleştirilmektedir. Ancak aralarında derin farklar mevcuttur. Terörizmin finansmanı suçunda suçun konusu yasal yollardan elde edilen paradır.
Ülkemizde Fetö/PDY örgütü ile birlikte terörizm farklı bir boyut kazanmıştır. Klasik terör örgütlenmelerinin aksine bu örgüt, ilk zamanlarında silahlı mücadele yöntemini benimsememiş veya bu
isteğini göstermemiş, topluma dini duyguları istismar ve çeşitli eğitim olanakları yöntemleriyle nüfuz etmeyi başarmıştır. Ayrıca bu örgüt kurduğu veya üyelerine kurdurduğu çeşitli vakıf dernek ve ticari şirketler vasıtasıyla toplumun ve dahi devletin kontrolünü sağlamaya çalışmış ve bir darbe yapabilecek güce erişmeyi başarmıştır. Ekonomik hayatı etkileyecek ve hatta yönlendirebilecek kadar güçlü bir seviyeye gelmiş olan örgütün halen ülkemizin ekonomik hayatında etkisi olduğu herkes tarafından görülebilir. Bu açıdan incelendiğinde ticaret şirketlerinin örgüt tarafından nasıl kullanılabildiği, özellikle uluslararası para aklama ve transferi açısından örgüte ait maddi imkanların nasıl yer değiştirdiğini görmekteyiz. Örgüte ait paraların transferi ve örgüt amaçları için kullanılmasını, günümüz şartlarında sağlıklı olarak kontrol etmek halen mümkün görünmemektedir. Konuyu bir örnek ile değerlendirelim.
X anonim şirketi örgüt mensubu kişiler tarafından kurulmuş ve tescil edilmiş olduğunu varsayalım. Bu şirket zamanla üretim veya finans konularında uzmanlaşarak ülkemizin en önemli şirketlerinin arasına girmiş olsun. Hatta bu şirket ülke ekonomisinde ilk yüz veya beşyüz şirket arasına girecek kadar büyümüş olsun. Örgütün liderinin başka ülkeye kaçması ertesinde ülkede girişilen darbe ve silahlı direniş sonucu şirket yöneticilerinin bir kısmı ülke dışına kaçmış ve bir kısmı yakalanmıştır. şirket yönetim kurulunda bulunan tüm üyelerinin örgüt mensubu olduğunu ve kurucu pay sahiplerinin de çoğunluğunun aynı siyasi düşünceyi paylaşan kişiler olduğunu düşünürsek, nasıl bir yargılama yapılacak ve ülke ekonomisine katkı da yapan şirket ne olacaktır. Dogal olarak şirketin müsaderesi ve yönetim kurulu ve pay sahiplerinin TCK ve diğer kanunlarda ilgili maddeler uyarınca yargılaması sonucu doğacaktır. Ancak bu şartlarda ülke ekonomisinin de büyük sıkıntı yaşaması açıkça beklenir. toplumun her alanına nüfuz etmiş örgüt sempatizan ve üyelerinin tek tek temizlenmesi yıllar alacak bir mücadele gerektirmekle birlikte bu şekilde sonuçlarının da olması mmkündür.
Olaylar daha geniş olarak düşünüldüğünde hem TCK ve hem de diğer kanunlarda bulunan veya Yargıtay tarafından yapılan “terör örgütü” tanımının günümüzdeki bazı örgütlenmeler açısından yetersiz kaldığını söyleyebiliriz. Fetö/PDY açısından yapılan “terör örgütü tanımlarının çoğunlukla eksik kalabildiği ve örgüt resmine tam olarak aymadığı görülür.
Çeşitli devletlerin istihbarat örgütleriyle ilişkili, ülkenin ekonomisine hükmedebilecek kadar büyük şirketlere sahip olan ve devlet kurumlarının “damarlarında dolaşan”, istediğinde bir “darbe yapabilecek ölçüde TSK’ne hakim olan” bir örgütlenmenin değerlendirilmesi hakkında; basit bir “terör örgütü” tanımı ile yetinilmesi mümkün olmamaktadır. Bu konuda yapılacak her tanım biraz eksik olmakla beraber, bu oluşumun “terör örgütü” veya “silahlı terör örgütü” olmadığı, bunlardan çok daha fazla bir olgu olduğu açıktır. Bize göre Fetö/PDY yapılanmasını terör örgütü olarak tanımlamak; bir anlamda gerçekte görünen olguyu küçültmek ve önemsizleştirmek olacaktır.
Bu oluşumun genel olarak bir istihbarat operasyonu olduğu ve amacının ülkenin yönetimi, denetimi ve yönlendirilmesi suretiyle, ülkenin iç ve dış politikalarını yönetmek, dünya çapında ABD ve Rusya bloklaşmasında devletimizin belli noktalarda durmasını sağlamak olduğu çok açıktır. Konuyla ilgili olarak öncelikle TCK’nun yaptığı örgüt tanımına bakmak gerekecektir.
TCK açısından suç örgütleri:
“Suç işlemek amacıyla kurulup, aralarında devamlılık özelliğinde, gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki bulunan en az üç kişinin üyesi olduğu, amaç suçları işlemek açısından uygun araç ve gerece sahip bulunan illegal yapılardır.” (TCK m. 220/1).
Bize göre suç örgütü:
Belirli bir amaç için ulusal veya uluslararası illegal yöntemler kullanmayı uygun gören kişilerin, aralarında açık veya gizli anlaşma ile birlikte hareket etmelerini sağlayan, hiyerarşik özellikler arzeden illegal oluşumdur.
Örgüt açısından “suç işlemek” amacı tek başına kabul edilmemelidir. Çünkü suç işlemek aslında örgütün amaçlarına ulaşmak için uyguladıkları yöntemdir. Bu sebeple TCK’nun yaptığı tanımda amaç unsuru açısından eksiklikler vardır. Hiç kimse birlikte suç işlemek amacıyla örgüt kurmaz. Genellikle paraya, zenginliğe veya siyasal amaçlara ulaşmak için başvurulan illegal yöntemlerin sonucu olarak suç işlenmektedir. İşlenen suçlar amacın gerçekleştirilmesi için işlenmekle birlikte, örgütün kötülüğü aslında üyelerinin uygulamayı göze aldıkları yöntemler sebebiyledir. Para kazanmak isteyen kişilerin birleşerek bir şirket kurup yasal yollardan ticaret yapmaları onların paraya ulaşmak olan amaçlarını gerçekleştirmek için “uyguladıkları yöntem” sebebiyle yasaldır. Aynı kişiler bir şirket kurup dolandırıcılık yapsalar; amaçlarında bir değişiklik olmamakla birlikte “amaçlarına ulaşmak isterken uyguladıkları yöntem” sebebiyle örgüt olarak değerlendirilirler ve kınanabilirler.
Bu bakış açısıyla Fetö/PDY diye adlanan, “uluslararası örgüte” bakacak olursak, örgütün “uluslararası destek ve ilişkili olduğu istihbarat örgütleri ve devletlerle ortak amaçları olduğu” ve hatta bu güçlerin amaçlarının gerçekleştirilmesi için faaliyette olduğu düşünülmesi gerekir. Bu durumda örgütün amacı suç işlemek değil bazı gizli sonuçları elde etmektir. Bu sonuçlar devletimizin veya başka devletlerin denetimi, yönlendirilmesi, bazı ülkeler arasında çatışma veya savaş çıkarılması olabilir. Şartlara bakıldığında bu örgütü; halen geçerli olan örgüt tanımına sokmak; hem örgüte daha dar bir bakış açısıyla bakmayı ve hem de tüm diğer fonksiyonlarının “gizlenmesini” sağlamaktadır. Yapılan “gizlemenin” bilinçli veya bilinçsiz olduğu hakkında bir şey söyleyemesek de, bu gizlemenin sonucu; örgütün tüm bağlantıların ortaya çıkarılamaması ve destek olan devlet veya istihbarat örgütlerinin gizlenmesini sağlamaktadır.
Sonuç olarak kısaca ve genel olarak Fetö/PDY adlanan örgütü “özel istihbarat kuruluşu” saymak gerekir ve amacı da suç işlemek değil, bundan çok daha büyük ve gizli stratejik sonuçlardır. Ancak bu sonuçlar ayrı bir çalışmanın konusunu oluşturur.
Konumuza dönersek ticaret şirketleri açısından bir örgüte bağlı olmak; hangi amaçla yapmış olursa olsun tüm faaliyetlerinin illegal sayılması ve cezalandırılması sonucunu doğurmakla birlikte, söz konusu şirkete ve ilgili faillere verilecek ceza ve güvenlik tedbirlerinin de ayrıca topluma zarar vereceği düşünülmelidir.
KAYNAKLAR:
ARTUÇ, Mustafa. BAYYURT Yıldırım. 2008. Gerekçeli, Karşılaştırmalı, Tablolu, Eski ve Yeni Metinleriyle TCK-CMK-CGİK. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 6. Baskı
ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. 2021. Ceza Hukuku Özel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 19. Baskı
ARTUK, M. Emin. GÖKCEN, Ahmet. YENİDÜNYA, A. Caner. 2014. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Adalet Yayınevi, 8. Baskı
CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2007. Kişilere Karşı İşlenen Suçlar Cilt-1. Ankara, Beta Yayınları, 1. Baskı
CENTEL, Nur. ZAFER, Hamide. ÇAKMUT Özlem. 2010. Türk Ceza Hukukuna Giriş. Ankara, Beta Yayınları, 6. Baskı
DÜLGER, Murat Volkan. 2020. Bilişim Hukuku ve İnternet İletişim Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 8. Baskı
GÜNAY, Erhan. 2008. Adli Muayene ve Otopsi. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı
HOUCK, Max M. SIEGEL, Jay A. Çev. Edit. DOĞAN, Yeşim. 2016. Fundamentals of Forensic Science / Adli Bilimlerin Temeli. Ankara, Nobel Yayıncılık, (2. Baskı Çevirisi)
KARAKUŞ, Oğuz. 2009. Kriminalistik. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı
KAYGISIZ, Mustafa. 2017. Temel Kriminalistik. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 4. Baskı
MADEN, Mehmet. 2021. Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması. Ankara, Adalet Yayınevi, 1. Baskı
ÖZBEK, Veli Özer. 2019. İnfaz Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 11. Baskı
ÖZBEK,Veli Özer. DOĞAN, Koray. BACAKSIZ, Pınar. TEPE, İlker. 2018. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı
ÖZEN, Mustafa. 2018. Ceza Hukuku Özel Hükümler Dersleri. Ankara, Adalet Yayınevi, 3. Baskı
ÖZGENÇ, İzzet. 2014. Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı
ÖZKARA, Erdem. 2020. Adli Tıp. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
SARITAŞ, Erkan. 2018. Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçları. İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı
SONGAR, Ayhan. 1976. Psikiyatri. İstanbul, Matematik Araştırma Enstitüsü Baskı Atölyesi, 2. Baskı
POLAT, Oğuz. 2015. Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
TEZCAN, Durmuş. ERDEM, Mustafa Ruhan. ÖNOK, R. Murat. 2007. Teorik ve Pratik Ceza Hukuku. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 5. Baskı
TOROSLU, Nevzat. 2018. Ceza Hukuku Özel Kısım. Ankara, Savaş Yayınevi, 9. Baskı
YELDAN, Didem. TANERİ, Gökhan. 2020. Cinsel Suçlarda Beraat. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2. Baskı
YURTCAN, Erdener. 2019. Rüşvet – Zimmet – İrtikap – Görevi Kötüye Kullanma. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 3. Baskı
YURTCAN, Erdener. 2019. Cumhuriyet Savcısının El Kitabı. Ankara, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı