8. Ceza Dairesi 2020/1613 E. , 2021/16342 K.
“İçtihat Metni”
İftira ve özel belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24/11/2017 tarihli ve 2017/126248 esas, 2017/82890 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/4836 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Aynı olayla ilgili olarak, sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma ve iftira suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/03/2018 tarihli ve 2018/21153 soruşturma, 2018/24494 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/05/2018 tarihli ve 2018/2330 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak da 09/08/2019 tarihli ve 94660652-105-34-8182-2019 sayılı yazımız ile kanun yararına bozma talebinde bulunulduğunun gözetilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede;
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, eylemlerinde herhangi bir suçun unsurlarının bulunmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Dosya kapsamına göre, müşteki … vekili Avukat… Var tarafından yapılan şikayette; müvekkili hakkında cinsel saldırı suçundan yapılan soruşturma sırasında, müvekkiline ait bir kısım dijital materyallere el konulduğu, söz konusu soruşturma sonunda kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama neticesinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2015 tarihli ve 2015/25 esas, 2015/327 sayılı kararı ile müvekkilinin beraatına karar verilmesini müteakip, anılan davada katılan vekili Avukat Ayşe Taciser Ülkü Levent’in, anılan mahkemeye katılan vekili sıfatıyla başvurarak dosya kapsamındaki dijital materyallerin imajlarını aldıktan sonra, şüpheliye vererek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/6. maddesi uyarınca Uzman Mütalaası düzenlenmesi talebinde bulunduğu, şüpheli tarafından anılan dijital materyallerin çözümlenmesi sonucunda adli makamlara sunulmak üzere düzenlenen …/03/2017 tarihli raporda, müşteki … ile vekili Avukat … Var arasındaki mail yazışmaları ve diğer mail yazışmalarına yer verildiği gibi, müstehcen içeriklere de rastlanıldığının belirtildiği somut olayda, söz konusu raporun şüpheli tarafından gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin iddia edilmesi karşısında,
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2015 tarihli müşteki …’ın beraatine dair kararını kapsar dosya aslının getirtilerek, öncelikle sözü edilen dijital materyallerin incelenebilmesi için 5271 sayılı Kanun’un 134. maddesi uyarınca verilmiş usulüne uygun bir kararın var olup olmadığı belirlendikten sonra, anılan dosya kapsamında bulunan dijital materyallere ilişkin 29/09/2014 tarihli Adlî Bilişim Büro Amirliği İnceleme Raporu ile şüpheli tarafından düzenlenen raporun karşılaştırılması, şüphelinin incelediği materyaller hakkında mahkemesince evvelce bir inceleme yapılmamış ise, şüpheli tarafından düzenlenen raporun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hakkında bilirkişi raporu aldırılması gerektiği gözetilmeden, şüpheli hakkında eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, itirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21/02/2020 gün ve 2019/117785 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/02/2020 gün ve KYB/2020-26356 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İftira ve özel belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24/11/2017 tarihli ve 2017/126248 esas, 2017/82890 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şikayetçi vekilinin itirazının reddine ilişkin mercii İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/4836 değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; şikayetçi … vekili Avukat … Var tarafından yapılan şikayette; müvekkili hakkında cinsel saldırı suçundan yapılan soruşturma sırasında, müvekkiline ait bir kısım dijital materyallere el konulduğu, söz konusu soruşturma sonunda kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama neticesinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2015 tarihli ve 2015/25 esas, 2015/327 sayılı kararı ile müvekkilinin beraatına karar verilip 25/12/2019 tarihinde kesinleştiği, anılan davada katılan vekili Avukat Ayşe Taciser Ülkü Levent’in, anılan mahkemeye katılan vekili sıfatıyla başvurarak dosya kapsamındaki dijital materyallerin imajlarını aldıktan sonra, şüpheliye vererek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/6. maddesi uyarınca Uzman Mütalaası düzenlenmesi talebinde bulunduğu, dosya şüpheli … tarafından anılan dijital materyallerin çözümlenmesi sonucunda adli makamlara sunulmak üzere düzenlenen …/03/2017 tarihli raporda, müşteki … ile vekili Avukat … Var arasındaki mail yazışmaları ve diğer mail yazışmalarına yer verildiği gibi, müstehcen içeriklere de rastlanıldığının belirtildiği somut olayda, söz konusu raporun şüpheli tarafından gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin iddia edilmesi karşısında, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin
17/12/2015 tarihli müşteki …’ın beraatine dair kararını kapsar dosya aslının getirtilerek, öncelikle sözü edilen dijital materyallerin incelenebilmesi için 5271 sayılı Kanun’un 134. maddesi uyarınca verilmiş usulüne uygun bir kararın var olup olmadığı belirlendikten sonra, anılan dosya kapsamında bulunan dijital materyallere ilişkin 29/09/2014 tarihli Adlî Bilişim Büro Amirliği İnceleme Raporu ile şüpheli tarafından düzenlenen raporun karşılaştırılması, şüphelinin incelediği materyaller hakkında mahkemesince evvelce bir inceleme yapılmamış ise, şüpheli tarafından düzenlenen raporun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hakkında bilirkişi raporu aldırılması gerektiği gözetilmeden, şüpheli hakkında eksik soruşturmaya dayalı olarak karar verildiği anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 28.12.2017 tarih, 2017/4836 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 21.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.