4721 sayılı TMK’nın 560. ve devamı maddelerinde tenkis davaları düzenlenmiştir. Hangi tasarrufların tenkis edilebileceği, saklı paya el atma olup, olmadığının belirlenmesi yöntemi, tecavüz hâlinde hangi tasarrufların, hangi sıra ile tenkise tabi tutulacağı bu bölümde açıklanmıştır.
Tenkis davası, murisin saklı payı zedeleyen, tasarruf edilebilir sınırı aşan sağlararası veya ölüme bağlı kazandırmalarının, -tasarruf edilebilir kısma- kanuni sınıra indirilmesini sağlayan kanunda gösterilen saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılan yenilik doğuran bir davadır. Tenkis davası ile mirasbırakan tarafından yapılan kazandırmaların iptali değil değiştirilmesi amaçlanmıştır.
Kanun koyucu, kanuni mirasçılardan bazılarına murisin iradesiyle ortadan kaldırılamayan bir miras hakkı tanımıştır. Kanunen tanınan bu hakka “saklı pay”, bu hakkın tanındığı kimselere de “saklı paylı mirasçı” denilmektedir. (TMK m.506)
Saklı paylı mirasçının hakkı murisin iradesinden bağımsız olarak güçlendirilmiş bir hak olup, murisin bu hak üzerinde tasarrufta bulunması mümkün değildir.
Murisin sağlararası ve ölüme bağlı bir tasarrufu ile saklı paylı mirasçının saklı payı zedelendiği takdirde, yapılan o tasarruf tenkis davası yoluyla saklı paylı mirasçının kanunun belirlediği saklı payı tamamlanıncaya kadar indirime tabi tutulur. (TMK m. 560). 4721 s. TMK’nın 565’inci maddesinde yer alan karşılıksız kazandırmalar; ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabidir.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Bunun tespiti içinde murisin tüm terekesinin tespiti gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1827 E. – 2021/625 K.)
Murisin saklı payları aşarak ölüme bağlı veya sağlar arası yaptığı karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili ve yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Dava, “saklı paylı mirasçılar” ile ilgili olduğundan öncelikle saklı payın ne olduğu ve saklı paylı mirasçıların kimler olduğu açıklanmalıdır.
4721 > II. Saklı pay
Madde 506- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.)
4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
Saklı Pay: Bazı kanuni mirasçıların miras paylarının kanunen belirlenmiş bir kısmına saklı pay denilmekte olup bu kanuni mirasçılar “altsoy, ana baba ve sağ kalan eştir”.
TMK 506 uyarınca; altsoyun yasal miras payının yarısı, ana ve babanın her biri için yasal miras paylarının dörtte biri ve sağ kalan eş altsoy veya ana baba ile birlikte mirasçı ise yasal miras payının tamamıdır. Sağ kalan eş bu sayılanlardan her hangi birisiyle birlikte mirasçı değilse yani murisin altsoyu veya ana babası hayatta değilse, eşin saklı payı yasal miras payının dörtte üçüdür.
Kanunun saklı paylar ile ilgili düzenlemesi anılan saklı payların tasarrufu veya terekeye katılması hususunda kendiliğinden bir koruma sağlamz. Dolayısıyla saklı payları aşağıda izah edildiği şekilde ihlal edilen mirasçılar saklı paylarına yapılmış tecavüzün giderilmesini tenkis davası yoluyla isteyebilirler. Tenkis; eğer şartları oluşmuş ise def’i olarak da ileri sürülebilir.
Tenkis davası ve koşulları 4721 s. TMK’nın 560 ilâ 574’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu dava ile murisin yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi (indirilmesi) amaçlanır. Sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atıldığı takdirde tasarruf; tenkis davası yoluyla mirasçının saklı payı temin edilinceye kadar indirime tabi tutulur ve daha önce kurulan işlemde bir değişiklik meydana gelir. Bu nedenle öğreti ve yargı kararlarında görüş birliği ile tenkis davası yenilik doğuran (inşai) bir davadır.
Tenkis; dava yoluyla ileri sürülebileceği gibi TMK m.571/son uyarınca def’i yoluyla da ileri sürülebilir. Bu sebeple tenkis; henüz ifa edilmemiş tasarrufların yerine getirilmesine ilişkin taleplere karşı def’i yoluyla ileri sürülebilecektir.
Murisin saklı payı ihlal eden kazandırmasının tespiti; inşai nitelikte olup bu kazandırma sebebiyle mirasçının malvarlığında meydana gelen eksikliğin giderilmesine ilişkin kısım ise eda niteliğindedir.
Murisin yaptığı karşılıksız kazandırmanın saklı payları zedeleyip zedelemediği; mirasın açılması anındaki tereke durumuna göre belirlenir.
Tenkis talebinde bulunabilmek için saklı payı ilal ettiği iddia edilen tasarrufun hukuken geçerli olması gerekir. Bu sebeple tasarruf; şekle aykırılık, ehliyetsizlik, irade bozukluğu ya da muvazaa gibi sebeplerle hukuken geçerli bir tasarruf değilse, mirasçılar anılan bu tasarrufun tenkisi yerine butlanını ileri sürerek tasarruf konusu kazandırmanan tamamının terekeye dahil edilmesini istemelidirler.
Ayrıca her hangi bir şekilde saklı payını alan mirasçı; murisin bir tasarrufunun miras payını aşan kısmı olsa dahi tenkis talebinde bulunamaz.
Tenkis hem yenilik doğuran (inşai) bir dava olup hem de davalının elinde bulunan malların iadesi istendiğinden eda davası niteliğine sahiptir.
Murisin saklı payı ihlal amacıyla hareket ettiğinin tespitine ilişkin kısım inşai olup, bundan ötürü mirasçının malvarlığındaki eksilmenin giderilmesine dair kısım edaya ilişkindir. Bu istemlerin iki ayrı dava ile talebi mümkün olduğundan aynı dava içinde ayrı ayrı ileri sürülmeleri de mümkündür. Hatta Yargıtay, dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olsa dahi, tenkis davasının iki bölümden oluştuğunu ve davada indirimin de (eda) istendiğine hükmetmektedir.
Tenkis kararı geçmişe etkili olup hükümleri mirasın açıldığı tarihe kadar geriye yürür.
Son olarak tenkis davası HMK 107 gereğince belirsiz alacak davasıdır. Bu sebeple davacı belirleyebildiği en az miktarı talep ederek baştaki talebini yargılama sonucu tespit edilen miktara yükseltebilecek, değiştirebilecektir.
1-/ Bu davanın dinlenebilmesi için ön koşul, murisin ölüme bağlı veya sağlararası bir karşılıksız kazandırma işlemi bulunmalıdır.
2-/ Murisin bahsedilen karşılıksız kazandırması ile tasarruf oranı aşılmış ve saklı paylı mirasçının saklı payı zedelemiş olmalıdır.
Tasarruf oranının tespiti için murisin tüm terekesinin, diğer bir anlatımla kazandırma konusu terekesi ile kazandırma (temlik) dışı terekesinin bilinmesi gerekir. Murisin sağlararası karşılıksız kazandırmaları, -tenkise tâbi oldukları ölçüde- tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir (TMK m. 508).
Tereke; murisin ölüm tarihine göre bırakmış olduğu tüm kıymetler ile mirasta denkleştirmeye konu iadeye tabi olarak yaptığı sağlararası, mirasçıların terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlü oldukları kazandırmalar terekenin aktifini, murisin borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri, muvazaalı (danışıklı) ödemelerde alınan karşılıklar, yine eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları bulunan çocuklara yapılacak hakkaniyete uygun ödemeler vb. terekenin pasifini oluşturur (Özuğur, İhsan, Tenkis, Mirasta Denkleştirme ve Muvazaa Davaları, 4. Baskı, s. 32,; HGK 07.07.2010 tarihli ve 2010/1-360 E., 2010/372 K.).
Net tereke, terekenin aktifinden pasifleri çıktıktan sonra kalan kısmı ifade etmektedir. Terekenin tasarruf edilebilir kısmı ise net terekeden saklı paylar toplamı çıkarıldıktan sonra geriye kalan değerlerdir. Terekenin tasarruf edilebilir kısmı, net terekeden, yani terekenin aktifinden, pasifleri çıktıktan sonra kalan kısmından saklı payların toplamının çıkarılması sonucu geriye kalan değerlerdir. Murisin saklı paylı mirasçısı yok ise, mirasbırakan net tereke üzerinde ve tamamında dilediği gibi tasarruf edebilecektir. (TMK. m. 505- 506).
2. TENKİSE TABİ KAZANDIRMALAR:
Tenkisin konusunu, murisin saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal eden kazandırmaları oluşturur. Ancak tenkise tâbi kazandırmaların bazı özellikler taşıması gerekir.
Öncelikle kazandırmanın karşılıksız yapılmış olması gereklidir. Tam bir karşılık elde ederek yapılan kazandırmalar tenkise tâbi değildir.
Kazandırma kısmen yapılmış ise; karşılıksız olan kısmın tenkisi söz konusu olabilir.
Ayrıca mirasbırakan tarafından yapılan her türlü kazandırma tenkise tâbi olmayıp, ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan kazandırmaların tamamı tenkise konu olurken, sağlararası kazandırmalar sınırlı olarak tenkise tâbidir.
Bu açıdan tenkise tâbi kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan kazandırmalar ve sağlararası işlemle yapılan kazandırmalar olarak ikiye ayrılmaktadır.
2.1. MUTLAK TENKİSE TABİ KAZANDIRMALAR:
TMK 561 uyarınca; Murisin saklı payı ihlal eden ölüme bağlı karşılıksız tüm kazandırmaları mutlak anlamda tenkise tâbidir. Bu kazandırmanın mirasçı ya da üçüncü kişiye yapılması arasında fark olmadığı gibi ölüme bağlı tasarrufun vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılması arasında da fark yoktur.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. (1. H.D. 2020/3146 E. , 2021/2915 K.)
2.2. KANUNEN TENKİSE TABİ SAĞLARARASI KAZANDIRMALAR:
Murisin ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbi olan sağlararası kazandırmaları ise TMK’nın 565. maddesinde dört bent hâlinde hüküm altına alınmıştır;
1-/ Murisin, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
2-/ Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
3-/ Murisin serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
4-/ Murisin saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
Bu sebeple saklı paylara el atıldığı takdirde; ölüme bağlı tasarrufların tamamı tenkise konu olurken, sağlararası kazandırmalar ancak yukarıda sayılanlar ile 566. maddedeki düzenleme ile sınırlıdır.
4721 > b. Geri verme borcu
Madde 566- Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür; iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.
Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için mirasbırakana verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.
Tenkise tabi oldukları düzenlenen yukarıdaki tasarruflar dışındaki sağlararası kazandırmalar bedelsiz olsalar bile tenkise tabi tutulamazlar.
3. TENKİS İSTEMİ ŞEKLİNDE GÖRÜLMESİ GEREKEN TALEPLER:
Murisin tasarruflarının tenkisi müstakil bir tenkis davası yoluyla istenebileceği gibi muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil, vasiyetnamenin iptali veya denkleştirme davalarında terditli (aşamalı) olarak tenkis istenebilir.
Ayrıca, dava dilekçesinde açıkça tenkis kelimesi geçmiyor olsa dahi bu anlama gelen ifadeler varsa tenkis söz konusu olmalıdır. HMK 33 uyarınca olayları açıklamak taraflara, hukuki değerlendirme ise hakime aittir. Hakim tarafların dayandığı kanun hükümleri ve nitelendirmelerle bağlı değildir, bu sebeple kanunu doğrudan doğruya uygulayarak tarafların talepleri ile sonuç ve istemleri karara bağlamakla yükümlüdür.
Yargıtay kararlarına göredavacının dava dilekçesinde;
-/ Murisin saklı payları zedelediğine dair beyan,
-/ Vasiyet edilen taşınmazda kendisinin de hakkı bulunduğu beyanı,
-/ Vasiyetnamenin saklı payları zedelediği beyanı,
gibi beyanlar tenkis istemi olarak nitelendirilmeli ve buna uygun yargılama yapılarak şartları uygunsa tenkise karar verilmelidir.
Tenkis davasında ispat yükü ise TMK’nın 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde yer alan genel hükümler uyarınca anılan iddiayı ileri süren davacı tarafa aittir. Murisin saklı payları zedeleme kastı tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Tenkis davası saklı paylı mirasçılar tarafından açılacağından davacı, öncelikle saklı paylı mirasçı olduğunu ve saklı payına el atıldığını kanıtlamak zorundadır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi içinde, kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile tespiti ve bunların mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilerek parasal olarak miktarının belirlenmesi gerekir. Murisin, tasarruf edebileceği kısmın bulunulabilmesi içinde, net tereke ile saklı paylar toplamının değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1827 E. – 2021/625 K.)
Murisin ölümü ve mirasçılık gibi olguların nüfus kayıtları ve mirasçılık belgesi gibi delillerle ispatı mümkündür. Murisin saklı payı zedeleme kastı ise Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2010 tarihli ve 2010/1-360 E., 2010/372 K. sayılı kararında belirtildiği gibi tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir. Bu bağlamda, saklı payı zedeleme kastının yemin delili ile kanıtlanması da mümkündür. Ancak kazandırma ölüme bağlı bir tasarrufla yapılmış ise murisin saklı payı zedeleme kastının varlığı karine olarak kabul edildiğinden bunun aksini iddia eden tarafın kanıtlaması gerekmektedir. Sağlararası kazandırmalarda ise böyle bir karine bulunmadığından bu kastın varlığını ileri süren tarafın ispat etmesi gerekmektedir.
Sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de;
> ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri,
> toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,
> miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,
> davalı yanın alım gücünün olup olmadığı,
> satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark,
> taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki
gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. (1. H.D. 2019/3456 E. , 2021/2426 K.)
Kural olarak tenkis davası murisin saklı pay kurallarını gidermek amacıyla yaptığı tasarruftan yararlanan kişi aleyhine açılır. Bu kişiler mirasçı olabileceği gibi mirasçılar dışında üçüncü kişiler de olabilir. Davalı gerçek veya tüzel kişi olabilir. Lehine kazandırma yapılan kişi ölmüşse onun mirasçılarına karşı da açılması mümkündür.
tenkise konu kazandırmanın lehine tasarrufta bulunulan kişi tarafından daha önce üçüncü bir kişiye devredilmiş olması durumunda devralan kişiye karşı tenkis davası açılıp açılamayacağı 13.01.1975 tarih ve 7/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında tartışılmış ve sonuç olarak, murisin saklı pay kurallarını gidermek amacıyla yaptığı temliki tasarruftan sonra, bundan yararlanan kişinin, murisin bilgi ve talimatı dışında sırf saklı pay sahibi mirasçıları bu haklarından yoksun kılmak için durumu bilen üçüncü kişilere taşınmazları temlik etmesi hâlinde, kötü niyetli bu kişilere karşı saklı pay sahibi mirasçılar tarafından tenkis davası açılabileceğine karar verilmiştir.
6. GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME:
HMK’nın 2/1 Maddesi uyarınca tenkis davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Tenkis davasında yetkili mahkeme (kesin yetki) murisin son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.576)
TMK 561 uyarınca; Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer”. Bu madde “Hak düşürücü süreler” başlığı altında düzenlendiğinden bahsi geçen bir ve on yıllık sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğu tartışmasızdır.
Av. Nihat BAŞ, 11/08/2023.
____________________
KAYNAKLAR:
EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 21. Baskı, 2017.
PEKCANITEZ Hakan, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, 2017.
SEROZAN Rona, Miras Hukuku, Seçkin Yayınları,Ankara, 2014.
TEKDOĞAN Aydın, Mirasta Denkleştirme ve Tenkis Davaları, Seçkin Yayınları,2. Baskı, Ankara, 2019.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1827 E. – 2021/625 K.
____________________