Mirasta denkleştirme davası; kanuni mirasçıların sağlığında muristen aldıkları karşılıksız mal ve değerlerin –kanunda düzenlenen koşullar oluşmuş ise- terekeye iadesinin sağlandığı davadır.
Mirasçıların murisin sağlığında karşılıksız şekilde edindikleri kazandırmalar halen mevcut ise aynen, değilse karşılıklarının terekeye iadesi gereklidir. Terekenin paylaştırılmasına başlandığında kanuni mirasçı olan davacı; mirasta iade borçlusu olan davalıya karşı bu davayı açarak iadeye tabi olan kazandırmaların terekeye iadesinin sağlanmasını talep eder. Bu halde koşulları oluşmuş ise murisin sağlığında yapmış olduğu bu türden kazandırmalar terekeye iade edilir.
Denkleştirme davasının dayanağı 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun 669’uncu Maddesi’dir
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > A. Mirasçılar arasında
“Madde 669-Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.”
1.1. DENKLEŞTİRME DAVASINDA İADE YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KOŞULLARI:[1]
1-/ Kanuni mirasçı olunmalıdır.
2-/ Murisin sağlığında, ondan denkleştirmeye tabi olan bir kazandırma alınmış olmalıdır.
TMK 669/2 uyarınca; Yalnız altsoy için geçerli olmak üzere, murisin sağlığında alt soyuna yaptığı karşılıksız tüm kazandırmalar, –aksini gösterir murisin açık (zımmi değil) bir beyanı mevcut değil ise- Kanun gereği denkleştirmeye (iadeye) tabidir.
Ancak altsoy dışındaki kanuni mirasçılar ile eşe yapılan sağlararası karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye tabi olması için muris tarafından bu kazandırmaların onların miras payına mahsuben yapıldığına dair açık veya zımmi bir irade beyanı bulunması zorunludur. Bu halde kanuni mirasçıların iade yükümlülüğünün ortaya çıkabilmesi aşağıdaki koşullara bağlıdır
Altsoy Mirasçılara Yapılan Kazandırmalarda;
Murisin açık irade beyanı varsa bu kazandırmalar denkleştirmeye tabi değildir ve fakat koşulları oluşmuş ise bu kazandırmaların tenkisi mümkündür.
Altsoy Dışındaki Kanuni Mirasçılara Yapılan Kazandırmalarda;
Yalnızca murisin açık veya zımmi irade beyanıyla denkleştirmeye tabi olduğunu bildirdiği kazandırmalar iadeye tabidir.
Ayrıca Yargıtay’a göre; Sağ kalan eş murisin altsoyu ile birlikte mirasçı ise denkleştirme isteyemez ve eşin diğerlerine iade yükümlülüğü yoktur. Aynı şekilde altsoy da eşe karşı denkleştirme davası açamayacağı gibi onların da eşe karşı iade yükümlülüğü yoktur. Kısaca füru ile eş birbirlerine karşı iade alacaklısı ya da borçlusu değildirler (koşulları varsa tenkis mümkündür).
* Kanuni mirasçı; muris tarafından atanmış mirasçı olarak tayin edilmişse, atanan mirasçının iade yükümlülüğü yoktur.
** Mirasın reddi, mirastan yoksunluk ve mirastan ıskat edilme hallerinde -mirasçılık sıfatı sona erdiğinden- artık bu kişilerin iade yükümlülüğü kalmaz. Ancak onların yerine atanan mirasçıların iade borcu devam eder.
1.2. DENKLEŞTİRMENİN (İADE) KOŞULLARI:
1-/ Kazandırma[2] İşlemi Sağlararasında (Murisin Sağlığında) Olmalıdır.
Bu sebeple murisin ölüme bağlı tasarrufları denkleştirme dışındadır. Karşılıksız kazandırıcı işlemin konusu murisin sağlığında mirasçının mülkiyetine geçirilmiş veya mirasçı lehine ayni bir hak tesis edilmiş olmalıdır.
2-/ Kazandırma Karşılıksız Olmalıdır.
Örneğin; murisin sahip olduğu bir malı gerçek değerinin çok altında bir fiyatla kanuni mirasçısına satması halinde, murisin gerçekte bağışlama iradesinin bulunduğu kabul edilir.
Ancak, Yargıtay İçtihatlarına göre murisin son yıllarında ve hastalığında (düşkün hale geldiğinde) kendisine bakmış olan mirasçısına minnet duygusu ile yaptığı karşılıksız kazandırmalar iadeye tabi değildir.
3-/ Kazandırma Murisin Malvarlığından Yapılmış Olmalıdır.
4-/ Kazandırma; Kanuni Mirasçının Miras Payına Mahsuben Yapılmış Olmalıdır.
Bu koşul, bulunuyorsa murisin açık irade beyanından, bulunmuyorsa karinelerden faydalanılarak tespit edilir.
5-/ Kazandırma Koşulsuz Yapılmış Olmalıdır.
Kazandırma bir koşul veya yükümlülüğe bağlanmışsa veya art mirasçı, yedek mirasçı gibi ikameli yapılmışsa iade istenemez.
6-/ Denkleştirme Talebinde Bulunan Kişinin Kanuni Mirasçı Sıfatı Bulunuyor Olmalıdır.
Denkleştirme miras paylaştırılana kadar istenebilir. Eğer miras taksimi bitmişse zamanaşımı süresi içinde istenir. Ayrıca sonradan mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçı iadeyi isteme hakkını da kaybeder.
2. KANUNEN DENKLEŞTİRMEYE TABİ OLAN KAZANDIRMALAR:
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > A. Mirasçılar arasında
“Madde 669-…
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.”
TMK 669/2 uyarınca; denkleştirmeye tabi kazandırmalar sayılmış ancak görüldüğü üzere bu sayma sınırlı değildir.
Çeyiz; evlenen altsoya bağımsız bir ev kurması için yapılan kazandırmalardır. Çeyiz vermek, altsoya eşya vermek şeklinde olabileceği gibi eşya alınması, nakit para verilmesi veya bir ev alınması şeklinde de olabilir. Altsoyun ev kurma masrafları haricindeki evlenme harcamaları çeyiz sayılmaz.
Ancak, murisin oğlu veya kızı evlenirken ev kurması için yaptığı giderler, düğünde taktığı altınlar, evlilikten sonra aldığı eşyalar olağan ölçülerin dışında ise ve aksi muris tarafından açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir.
Çeyiz giderlerinin alışılmış ölçüler içinde olup olmadığı murisin o anki ekonomik durumu ve somut olaya göre belirlenir. Dolayısıyla bu konuda gelenek ve göreneklere göre tespit mümkün değildir.
Kanuni mirasçının bağımsız ekonomik hayatının kurulması amacıyla verilen makina, alet edavat veya nakit karşılıksız kazandırmaların yanısıra kurulu olan işyerinin devamı için yapılmış kazandırmalar da kuruluş sermayesi olarak değerlendirilir. Tüm bu giderler denkleştirmeye tabidir. Ancak altsoyun geçinebilmesi için yapılan yardımlar veya örneğin oturması için bir ev tahsis edilmesi bu kapsamda değerlendirilmez.
Mirasçıya karşılıksız olarak verilen mal, hak veya alacak devirleri, araç alımı gibi olağan sınırları aşan ölçüde mali yardımlar kural olarak denkleştirmeye tabidir. Bu devredilen mallar arasında borçlar da var ise denkleştirmeye tabi olan kısım borçlar düşüldükten sonra kalan kısımdır.
Ayrıca; “Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.” (TMK m.672)
2.4. İBRA VEYA BORÇTAN KURTARMA:
Murisin kendisine borçlu olan mirasçısının borçlarını sağlığında yaptığı bir sözleşmeyle (ibra) silmesi veya altsoyunun üçüncü kişiye olan borçlarını kendi malvarlığından ödemesi durumunda sözkonusu kazandırmalar da denkleştirmeye tabidir. Bu halde borcun para borcu olmasının zorunluluğu yoktur, verme veya yapma borçları da bu kapsamda değerlendirilir.
2.5. KARŞILIKSIZ KAZANDIRMALAR:
Murisin altsoya yaptığı tüm karşılıksız kazandırmalar kural olarak denkleştirmeye tabidir. Bunlar dışındaki kazandırmaların terekeye iade edilmeleri için murisin iadeyi emretmiş olması gerekir.
3. KANUNEN DENKLEŞTİRMEYE TABİ OLMAYAN KAZANDIRMALAR:
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > D. Eğitim ve öğrenim giderleri
Madde 674- Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.
Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
E. Hediyeler ve evlenme giderleri
Madde 675- Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir.
Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır.
3.1. EĞİTİM ve ÖĞRETİM GİDERLERİ:
Murisin aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle iade borcu ancak alışılmış ölçüleri aşan kısımlar için söz konusudur.
Alışılmış ölçüler içinde olmak şartıyla özel okul, özel kurs ya da özel ders ücretleri, başka şehir veya ülkede öğrenim gören çocukların giderleri de iadeye tabi olmayan eğitim öğrenim giderleri olarak değerlendirilmelidir.
Eğitim ve öğrenim giderlerinin alışılmış ölçüleri aşıp aşmadığı belirlenirken yapılan giderin değeri ve murisin o anki koşullardaki ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınır. Ayrıca çocukların gelişimleri ile kendisi için yapılan giderlerin karşılığını verecek özelliklere sahip olup olmadığı da dikkate alınmalıdır.
Yapılan bu değerlendirmeler sonucu eğitim ve öğrenim giderlerinin alışılmış ölçüleri aştığı kabul edilirse, bu halde iadeye tabi olacak kısım alışılmış ölçüyü aşan kısımdır. Yapılan eğitim ve öğrenim giderlerinin tamamının iadesi istenilmez.
Ancak murisin iradesi tüm eğitim, öğrenim giderlerinin denkleştirmeye tabi olduğu yönde olur ve bu ispatlanırsa bu giderler alışılmış ölçüde olsa da tamamı iadeye tabi olur.
Muris tarafından torunlara ve torun çocuklarına yapılan tüm eğitim ve öğrenim giderleri iadeye tabidir.
3.2. MURİSİN DENKLEŞTİRME DIŞI TUTTUĞU KAZANDIRMALAR:
Muris altsoyuna yaptığı bir kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmamasını isteyebilir ve kazandırma öncesi veya sonrasında bu yönde bir irade açıklamasında bulunabilir. Bu halde murisin iradesi belirlenebiliyor ise söz konusu kazandırma denkleştirme dışında tutulmalıdır. Murisin bu yöndeki irade açıklaması şekle bağlı değildir. Bu sebeple mirasçısını iade borcundan kurtaran irade açıklaması “söz, yazı veya işaretle dahi” yapılabilir. (Yargıtay HGK E. 1988/2-326, K. 1988/785 T. 12/10/1988)
3.3. ALIŞILMIŞ ÖLÇÜLERDE ÇEYİZ KAZANDIRMALARI:
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > E. Hediyeler ve evlenme giderleri
Madde 675- … (2) Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır.
TMK 675/2 Uyarınca; murisin altsoyu için yaptığı evlenme ve çeyiz giderleri alışılmış ölçülerin içinde ise iadeye tabi değildir. Çeyiz giderlerinin alışılmış ölçülerde yapılıp yapılmadığı hususu gelenek ve göreneklere göre değil, murisin o anki ekonomik durumuna göre belirlenir.
3.4. OLAĞAN HEDİYELER ve GELENEKLERE UYGUN EVLİLİK GİDERLERİ:
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > E. Hediyeler ve evlenme giderleri
Madde 675- (1) Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir. …
TMK 675/1 uyarınca; murisin altsoyuna verdiği olağan hediyeler iadeye tabi değildir.
Ancak bir hediyenin olağan olup olmadığının kabulü için koşullar bulunur. Buna göre olağan hediyeler murisin malvarlığını zorlamamalı, hediye edilen tarafa ekonomik katkı amacı taşımamalıdır. Kısaca altsoya kuruluş sermayesi niteliği bulunmamalıdır.
Hediye, verileni zenginleştirme amacı taşıyorsa veya mirasçılar arasında eşitlik esasına uymuyorsa hediye kapsamında değildir ve iadeye tabi olmalıdır. Aynı şekilde olağan ve geleneklere dayanan evlilik giderleri denkleştirmeye tabi değildir.
4. İADE BORÇLUSU MİRASÇININ SEÇİMLİK HAKLARI:
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME
C. Denkleştirme şekli > I. Geri verme veya mahsup
Madde 671- Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.
Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
Denkleştirme davası sonucu iade borçlusu mirasçı; yukarıdaki maddeden anlaşıldığı gibi iki farklı yöntemden birisini seçme hakkına sahiptir. Mirasçı iade borcunu “aynen iade” veya “mahsuben iade” yollarından birisini seçerek yerine getirebilir. Ancak her iki yolu karıştırarak, yani iade borcunun bir kısmının aynen diğer kısmının mahsuben iade edilmesini isteyemez.
İade yöntemi muris tarafından önceden belirlenmiş ise; bu yöntem kullanılarak gerçekleştirilir. Ancak bu halde diğer mirasçıların onayı bulunuyorsa iade yöntemi değiştirilebilir.
İade borçlusunun kendisine tanınan iki yoldan birini tercih etmemesi durumunda; seçme hakkı davacıya geçmektedir. Kısaca davalı iki yoldan birini tercih etmezse, duruşmada ihtar edilmesine rağmen sukut ederse veya reddedip kazandırmayı iade etmeyeceğini söylerse seçme hakkı davacıya geçmektedir.
Davalı davayı takip etmiyorsa, seçimlik hakkını kullanması için kendisine meşruhatlı (uyarılı) davetiye çıkarılarak süre verilir ve bu uyarıya rağmen gelip hakkını kullanmazsa mahkemece bu hakkı kullanması için davacıya süre verilmelidir.
Buradaki seçimlik hak, ileri sürüldükten sonra değiştirilemez. Bu sebeple seçimlik hak yenilik doğuran haklardandır ve Yargıtay uygulamalarına göre vekil vasıtasıyla kullanılıyorsa vekaletnamede özel yetkinin bulunması zorunlu değildir.
Bu halde iade borçlusu kendisinde olan kazandırmayı aynen terekeye devreder. İade borçlusu diğer mirasçılarla birlikte paylaştırmaya eşit olarak katılır.
Kazandırma başkasına temlik edilmiş ise yerine kıymeti denkleştirmeye tabi tutulur. Taşınırlar ve tapusuz taşınmazlar aynen iade ile terekeye katılırken, tapulu taşınmazlar paylaştırma yöntemine uygun şekilde mirasçılar adına tapuda tescil edilerek iade edilir.
Mirasın açıldığı tarih ile paylaştırma tarihi arasındaki dönemde, iade edilecek kazandırmada bir eksilme olmuşsa; eksilmenin iade borçlusunun kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılır. İade borçlusunun kusuru varsa bu eksikliği tamamlaması istenir, kusuru yoksa mevcut şekli ile terekeye katılır. Bu halde eksilme diğer mirasçıların paylarına da yansımış olur.
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME
III. Denkleştirme değeri
Madde 673- Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.
Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
İade edilmesi gereken mal; iade borçlusu tarafından satılmışsa denkleştirme tarihindeki bedeli hesaplanarak terekeye iadesi sağlanır.
Denkleştirme kazandırmanın “denkleştirme anındaki değerine” göre yapılır (TMK 673/1).
“… bu bedellerin (verdiği paranın) denkleştirme anındaki ulaştıkları değerinin paranın satın alma gücündeki değişimlere göre usulünce belirli kriterleri dikkate alarak hesaplamak gerektiğinden, bu konuda uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan taraf, yargıç ve Yargıtay denetimine elverişli rapor almak, bu yolla belirlenen değerin iadesine hükmedilmesi gereken…” (8. Hukuk Dairesi E. 2013/19539 K. 2014/1669 T. 04/02/2014)
“Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.” (14. Hukuk Dairesi, 2018/5189 E. , 2021/3591 K.)
Sebepsiz zenginleşme halinde iadenin kapsamı iade borçlusunun iyiniyet veya kötüniyetli olmasına göre değişecektir. İade borçlusunun iyiniyetli kabul edilebilmesi için iade ile yükümlü olduğunu bilmemesi veya bilmesinin kendisinden beklenmemesi gerekir. Aksi halde iade borçlusu kötüniyetli kabul edilmelidir. İade borçlusunda iyiniyetin bulunmadığı hakkında ispat yükü davacı mirasçıdadır (iade alacaklısındadır).
Sebepsiz zenginleşmeye dair 6098 s. TBK’nın 77 ila 82’inci Maddeleri uygulanır.
4.3. SAĞ KALAN EŞİN İADE SORUMLULUĞU:
Sağ kalan eş altsoy dışındaki mirasçılarla birlikte mirasçı konumunda ise iade yükümlülüğü yoktur. Ancak bu halde murisin aksi yönde bir iradesi mevcutsa iade yükümlülüğü doğar.
Sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçı ise kural olarak iade yükümlülüğü yoktur. Yine bu halde muris kazandırmanın denkleştimeye tabi olduğunu emretmiş ise sağ kalan eş altsoy ile birlikte mirasçı olduğu halde iade sorumluluğu doğmaktadır.
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME
D. Eğitim ve öğrenim giderleri
Madde 674- Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.
Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
Emredici kanun hükmü sebebiyle murisin ölüm anında engelli olan çocukların bakımı veya yine ölüm anında eğitim ve öğrenimini tamamlamamış çocukların sonraki eğitim, öğrenim masrafları terekeden ayrılmak suretiyle bu çocuklara verilmelidir. Aksi halde çocukların açacağı tazminat davası sonucu diğer mirasçıların miras payından indirim yapılmak suretiyle nakden veya terekeden irat şeklinde ödeme yapılır. Anılan madde emredici nitelikte olduğundan muris aksini isteyemez ve murisin bu yönde bir iradesi varsa bile dikkate alınmaz.
4.5. ÇALIŞMASINI ve GELİRİNİ AİLEYE ÖZGÜLEYEN ERGİN ÇOCUKLARIN TAZMİNAT HAKKI:
Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ergin çocuklar ile torunlar eğer emeklerini veya gelirlerini aileye özgülemişlerse ve istenen tazminat sebebiyle tereke acze düşmüyorsa uygun bir tazminat isteyebilirler. Bu kuralın dayanağı TMK m.641/2 ve m.370’dir
4721 > Mirasçıların sorumluluğu
Madde 641- Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.
4721 > Altsoyun denkleştirme alacağı > 1. Koşulları
Madde 370- Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilirler.
Uyuşmazlık hâlinde hâkim, bedelin miktarı, güvence altına alınması ve ödeme şekli hakkında karar verir.
4721 > MİRASTA DENKLEŞTİRME > A. Mirasçılar arasında
“Madde 669– (1) Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasta iadenin gerçekleşmesi için en az iki kanuni mirasçı bulunmalıdır. Mirasa ehil ve sonradan mirasçılık sıfatını kaybetmemiş olmak şartıyla altsoy, evlatlık, eş (altsoy dışındaki mirasçılarla) ve diğer kanuni mirasçılar bu davanın davacısı ve davalısı olabilirler.
Ancak sağ kalan eş yalnızca altsoy ile birlikte mirasçı ise bu halde birbirlerine karşı denkleştirme davası açamazlar.
Mirastan çıkarılan, yoksun kalan veya mirası reddedenler; mirasçılık sıfatını kaybetmiş olduklarından denkleştirme davasının davacısı olamazlar, ancak bu kişiler davalı olabilir. Aynı şekilde atanmış mirasçılar, lehine belirli mal vasiyeti yapılanlar, mirasçıların alacaklıları ve borçluları da denkleştirme davasının davacısı olamazlar ancak davalı olabilirler.
Mirasta iadeyi talep hakkı mirasın taksimine ilişkin olduğundan mirasın taksimi sırasında ileri sürülür.
6. GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME:
HMK’nın 2/1 Maddesi uyarınca Denkleştirme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Denkleştirme davasında yetkili mahkeme murisin son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.576)
TMK m.5 atfıyla 6098 s. TBK’nın 146’ıncı Maddesi gereği denkleştirme davası açma hakkı, taksimden itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Denkleştirme davası; miras taksiminin tamamlanmasına kadar açılabileceği için on yıllık zamanaşımının başladığı tarih; taksim davasının kesinleşme tarihidir.
“Somut olayda, davacı mirasta denkleştirme talebinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar gerçekleştirlebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme, mirasın paylaşılmadığı süre boyunca zamanaşımına uğramaz.” (14. Hukuk Dairesi, 2016/15900 E. , 2019/5589 K.)
8. MİRASTA DENKLEŞTİRME DAVASINDA İSPAT
Karşılıksız kazandırmanın mirasçının miras payına karşılık verildiğine dair muris tarafından sağlığında yapılmış açık bir irade beyanı bulunmadığı hallerde murisin alt soyuna yaptığı karşılıksız tüm kazandırmalar, Kanun gereği (karine) denkleştirmeye (iadeye) tabidir.
Buna karşılık altsoy dışındaki mirasçıların iade ile yükümlü olmaları için murisin sağlığında bu kazandırmaların denkleştirmeye tabi olduğuna dair açık veya zımmi bir irade beyanının bulunması gerekir. Bu halde murisin irade açıklaması şekil şartına bağlı olmayıp yazılı, sözlü veya zımmi olabilir. Örneğin, muris kazandırma karşılığı yazılı bir belge almışsa bu durum; kazandırmanın iadeye tabi olmasını istediği şeklinde yorumlanır.
Bunun istisnası tapuda devir ve temlik yapılan kazandırmalardır. Bu şekilde devir söz konusu ise murisin irade açıklamasının da yazılı olması gerekir. Bu halde irade açıklaması yazılı ise, aksi durumun da ancak yazılı delille ispatı gerekir.
8.1. ALTSOY MİRASÇILARA YAPILAN KAZANDIRMALARDA İSPAT:
Murisin sağlığında yaptığı kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığı hakkında ispat yükü; iade borçlusu olduğu iddia edilen ve kazandırmanın lehine yapıldığı altsoy mirasçıdadır. Kısaca bu halde ispat yükü; “lehine teberru yapılan altsoya düşer” (HGK 21/10/1992 T. 1992/2-536 E. 1992/620 K. 06/02/1991 tarih ve 1990/2-576-45 K.)
Bunun dışındaki hususların yani iade borcunun koşullarının gerçekleştiği ile ilgili ispat yükü TMK m.6 gereği davacıya aittir.
8.2. ALTSOY DIŞINDAKİ MİRASÇILARA YAPILAN KAZANDIRMALARDA İSPAT:
Altsoy dışındaki kanuni mirasçılara yapılan kazandırmalarda; yalnızca murisin açık veya zımmi irade beyanıyla denkleştirmeye tabi olduğunu bildirdiği kazandırmalar iadeye tabi olduğundan, iadenin muris tarafından istenmiş, yani kazandırmanın onların miras payına mahsuben yapıldığının belirtilmiş olması gerekir. Bu sebeple bu davalarda kazandırmanın iadeye tabi olduğuna dair ispat yükü bunu iddia eden (denkleştirme isteyen) davacıya aittir.
Av. Nihat BAŞ, 30/07/2023.
____________________
KAYNAKLAR:
EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 21. Baskı, 2017.
PEKCANITEZ Hakan, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, 2017.
SEROZAN Rona, Miras Hukuku, Seçkin Yayınları,Ankara, 2014.
TEKDOĞAN Aydın, Mirasta Denkleştirme ve Tenkis Davaları, Seçkin Yayınları,2. Baskı, Ankara, 2019.
____________________
[1] (1. Hukuk Dairesi, 2022/2760 E. , 2022/5302 K. ve 1. Hukuk Dairesi 2021/783 E. , 2021/6061 K.)
Yukarıda yer verilen ilgili hukuk ve içtihatlar ile bilimsel görüşler gözetildiğinde, denkleştirmeye karar verilebilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlar;
a) Karşılıksız ( ivazsız ) bir kazandırmanın varlığı,
b) Sağlararası bir kazandırma olması,
c) Mirasbırakanın malvarlığından bir kazandırma yapılması,
d) Kazandırmanın yasal mirasçıya yapılması,
e) Kazandırmanın mirasçının miras payına mahsuben yapılmış olmasıdır.
[2] Kazandırıcı İşlem; Bir kişinin malvarlığında azalmaya ve diğerinin malvarlığında artmaya sebep olan tüm işlemler kazandırıcı işlem olarak tanımlanır.